Kayıtlar

Şehrin Yağmuru

Resim
Göklerin efendisi Zeus üç gündür İzmir semalarına hükmediyor. Hava nerdeyse hiç aydınlanmadı, sürekli sağanak yağış durumu var güzel İzmir' imizde. Biz kar bekliyorduk aslında, hayallerin yerini bitmeyen yağmur gerçeği aldık. Havanın elektron yüklü hali ruh dünyamızı da etkiliyor.  Ben zaten kışı sevmem, hava ne kadar geç kararırsa o kadar iyidir benim için. Kararmayı bırak aydınlanmadı bugün. Bilirsiniz ben erken kalkarım, genelde gün aydınlanmamış olur da bir süre sonra aydınlanır. Bugün öyle olmadı hala karanlık. Zaten doğalgaz faturası içimizi cız ettirdi, üstüne elektrik faturası da kabarmaya devam ediyor.
Bizim şehir insanı biraz rahattır sayın okuyucu. Alıştıkları düzeni bozan en küçük bir farklılık olsun, hayatı felç etmek için gereken her şey yapılır. Yağmur yağdı , biraz da fazla yağdı. Olmaz o trafik tıkanacak, kazalar olacak. Bundan on yedi yıl önce İzmir' e kar yağdı, yağacak derken. Bizim şehir için ömrümüzde sadece bir kaç kere şahit olabileceğimiz hatırı sayıl…

Kar

Resim
Tatlı bir telaş kapladı içini o akşam. Nasıl sabah olacaktı, düşündü bir an. Sonra çocukluğundan bir ses duydu, yatçaz kalkçaz sabah olcak. Bahar gibiydi bu ses,  anne kokusu vardı buram buram uzun yıllardan yayılan. Çocukken ne zaman heyecanla beklese sabahları, annesi onu avuturdu bu sesle. Bir kış sabahıydı o çok sevdiği anasını kaybettiğinde. Çocuğunun anasıyla yaşamı birlikte paylaştıklarının onuncu seneyi devriyesiydi  kendi anasını kaybettiğinde. Ağlamıştı, çok ağlamıştı. Kendini yanlız hissetmişti, ta ki o çok sevdiği yavrusu ona sarılana kadar. O an; yaşamın götürdüklerine üzülmenin yerine, getirdiklerine şükretmenin daha doğru olacağına karar vermişti. Nedense annesi aklına geldi bu akşam, bir derin of çekti, gözlerini sildi. Bir fatiha okudu anacığının ruhuna. Uzun süredir bekliyordu hiç doyamadığını. Geldiği zamanlar da hiç doyamadı ya. Kahvesinden bir yudum aldı, daldı geçmişine.
Pencereyi açıp, dışarı bakıyordu beş dakikalık aralıklarla küçük Ali. Her seferinde umutsuzc…

Takvimin İlk Yaprağı

Resim
Beklenen 2019' un ilk takvim yaprağı yırtılmak üzere. Günlerdir 2018' i uğurluyor ve iyi dileklerle bekliyoruz yeni geleni. Dünden bugüne hiç bir şey değişmedi, değişmeyecek de aslında. Bu yılda da geçmiş yıllarda olduğu gibi mutlu olacağız, mutsuz olacağız, kavuşmalarımız olacak ayrılıklarımız da. Bazen bir çocuğun dünyaya gelmesiyle güleceğiz, bazen de bir yakınımızı kaybetmenin acısıyla ağlayacağız. Uzaktaki akrabalarımızın telefon numaralarını bazen hüzün ile bazen neşe ile çevireceğiz. Hastalıklarımız olacak, sonra iyileşmelerimiz. Krizlerimiz olacak yaşamın içinde, sonra da fırsata dönüşecek içlerinden bazıları. En  çok umutlarımız olacak.
Umut demişken, piyango umudum amortiyle ötelenmedi bile. En son yırtılan kağıt parçalarını apartman görevlisine teslim ettiğim çöp poşetine attım, çıkarsa ile başlayan cümledeki tüm hayallerimle birlikte. Sabah erken kalkma alışkanlığım bu yıl da devam ediyor sayın okuyucu. Dün gecenin, doğrusu sabahın ilk saatlerinde yatan ben henüz …

MİM-2018

Resim
Biten yılı uğurlayıp, yeni yılı karşılamaya çok yaklaştığımız bu günlerde, bir çok platformda geçmiş yılın muhasebesini yapmaya başladık bile. Günler çok çabuk geride kalırken, yıllar  geride anılarımızı biriktirdiğimiz geçmiş olarak yer alıyor yaşam döngünümüzde.  Geçmiş yıla mercek tutanlardan biri de sevgili blogger arkadaşım Aleyna olmuş. Yaptığı mim yazısında beni de mimlemiş. Bu ince davranışı için teşekkür ederek başlamak istiyorum.
1- 2018 Senin için nasıl geçti? 2017 yılından ya da daha eski yıllardan çok farklı mıydı bilmiyorum. İnsan belli bir olgunluk yaşına ulaştıktan sonra yıllar birbirinine çok benzer geçiyor. En doğru tanım belki de geçmesi gerektiği gibi geçti. Yaşamın içindeki tüm unsurlar vardı, zaman geldi kötü haberler aldık, kayıplarımız oldu. Çok üzüldük, çok da sıkıldık zaman zaman. Hiç bir şey sürekli kötü olamayacağı için sıkıntılı anlar yerini bazen sevince, güzel haberlere bıraktı. Çok sevindik, çok da neşelendik zaman zaman. Aldığımız bir ölüm haberi, çok …

Dumanlı Akşam

Resim
Bu aralar keyfim yok sayın okuyucu.  Ben genelde gelen yeni yılın heyecanını hissederim yılın bu son günlerinde. Bu kez gidenin ağırlığı bastı. Kötü bir yıl mıydı geride kalan, inanın bunun muhasebesini bile yapmadım henüz. Sanırım her zamanki gibiydi, umutlarla girildi. Ardından acı kayıplar oldu, yeni yaşamlar da. Her akşamın ardından bir sabah doğdu. Bazı sabahlar için de umut tazelendi geleceğe dair. Şimdi ne olacak, gelecek hafta yıllık izin kullanacağım. Ben yılın son haftasında yıllık izin kullanırım, yeni yıla girerken bir nefes düzenlemesi yaparım.  Yılın değerlendirmesini de yaparım kendi adıma, paylaşırım sizinle de. 
Bugün plansızca yazayım istedim, gülelim de üzülelim de tarzında olsun. Bu akşam evde televizyon seyretmekle,  internette gezinmek arasında gidip gelirken evi bir duman ve koku kapladığını farkettim. Koku kablo yanığı kokusu değil, tost makinesini açık mı unuttuk telaşıyla mutfağa koştum. Bir yandan elektriksel koku değil diyorum, bir yandan evdeki fişleri çe…

Konuk Yazar-Eren Kocakaplan

Bugün bloğumda sevgili blogger arkadaşım Eren Kocakaplan'ın öyküsünü paylaşıyorum. Ben okumaktan keyif aldım, bloğuma konuk olduğu için çok teşekkür ediyorum.
ÇOCUKLUĞUM
Annem evde arkadaşıyla otururken ben de bahçede küçük kırmızı arabamla oynuyorum. Babamın kırmızı arabasına özenip aldırdım bu arabayı. Ama artık oyunlardan da sıkıldım. Araba sürmek istiyorum , sigara içmek istiyorum babam gibi. Sokakta tek başıma yürürken kimse bakmasın bana istiyorum. Birden ‘ne duruyorum’ diye sordum kendime. Ne duruyorum o zaman. Bu küçük bedenimden büyüyerek ayrılıyorum işte o zaman. Yirmi yaşımda sokaklardayım artık.
Babamın kırmızı arabasını sürmek benim oyuncak arabalardan biraz daha zormuş doğrusu. Cebimde sigaram var , cüzdanımda da ehliyetim. Annemin yaptığı gibi kahveyle içeceğim sigarayı. Sonra bir kahveci görüp çekiyorum arabayı önüne.
Ben umursamaz adımlarımla boş bir masaya doğru ilerlerken bir çift delici bakışlarla karşılaştım. Daha yirmisine yeni basmış güzel bir kız. Kafese kapat…

Yaşamın Değişimleri

Resim
İnsan bazen tazelenmek ister yaşamda. Yaşam kendi belirlediği çizgide akarken bizim ona küçük müdahalelerde bulunmamıza izin verir. Kimi zaman bu küçük dokunuşlar dünyalarımızda farkedilebilir değişimlere ön ayak olur. Yaşamlarımıza dokunuşlar henüz bebeklikten başlar. Hayata gelmek başlı başına bir değişimdir. Bir süre sonra ek gıdaya başlamak ne büyük değişimdir küçük canların lezzet dünyasında. Çocuklar için farklı oyuncaklarla oynamaktır değişim. Okula başlamaktır. Hayat bazen de sürprizler sunar değişim için.
Yaşam boyu bir şeyler değişsin isteriz, bir şeyleri de değiştiririz. Zengin olmak isteriz, hayali bile güldürür. Dün gördüm yılbaşı biletleri satılmaya başlanmış. Büyük umutttur talih kuşu, ya konarsa değil mi. Planlar hazırdır, kimimiz araba alır, kimimiz yeni bir ev, kimimiz iş kurar hayaller ile. Bilmiyorum kazananlar ne yapıyorlar, malum ben henüz büyük ikramiyeyi kazanmadım. En çok da işyerine gidip şöyle yaparım böyle yaparım diyenlere gülerim. Yahu zaten zengin olmuşsu…

MİM- Dünün Hikayesi

Resim
Sevgili blogger arkadaşım Fatma Nur, Sessiz Umman' ın başlatıığı bu mimde beni etiketlemiş. Öncelikle hem hazırlayan bloggerımıza hem de beni etiketleyen blogger arkadaşım Fatma Nur' a teşekkür ederim.
Hafta içi beş dakika uyuyabilmek için can atan ben, hafta sonları bir yere yetişecekmiş de geç kalmışım gibi erkenden uyanırım. Bunun altındaki psikolojik etken nedir acaba? Gerçi erken kalkmak benim için çocukluktan gelen bir alışkanlıktır. Hiç geç kalktığım bir günü hatırlamıyorum, farklı bir şehirde öğrenci olduğum dönemde bile. Cumartesi en sevdiğim gündür, çabucak bitsin istemiyorum hiç başaramasam da. Hafta içleri geçmek bilmeyen saatler, hafta sonları uçuyor adeta. Yatakta dönmeye başladığım anda uyanmışımdır, tekrar uyuyamıyorum. Kalktım, evdekileri uyandırmamak için sessizce hareket ederek kahve suyumu koydum. Sabah uyanır uyanmaz kahve içmek son bir kaç yıldır edindiğim bir alışkanlık. Dünyada geçirdiğimiz günler eskidikçe yeni alışkanlıklarımız, yeni huylarımız ortaya …

Dünde Kalan

Resim
Akşamın kararmaya başladığı saatlerde, işyeri servisi onun ineceği durağa yaklaştığında aralamıştı göz kapaklarını.  Üzerinde yorgunluk vardı bir süredir, mevsim değişikliğine bağlıyordu bu durumu.  Aslında uyanmasını sağlayan çalan telefonuydu. Telefonunun ekranında uzun süredir görüşmediği arkadaşının adını görünce duraksamıştı. En son ne zaman ve nerede görüşmüşlerdi hatırlamıyordu. Şimdi o güne dair konu açılsa ne diyecekti. Telefonu açmalıydı artık ve en küçük bir fikri bile yoktu o anlara dair. 
Neyse ki telefondaki ses uzun zaman oldu görüşmeyeli, sesimi alabildin mi diye sordu. Bir anda rahatlamıştı bu cevapla. Biz bu akşam eski arkadaşlarla buluşacağız. Senin de gelmen bizi mutlu edecek diyen arkadaşına olumsuz cevap vermeyi düşünemezdi bile. Hatırlanmak, önemsenmek hoşuna gitmişti. O anda netleşti geçmişte yaşanan günler, işin gerçeği hiç unutmamıştı. Şu anki şaşkınlığı son günlerdeki ruh halinden kaynaklanmış olmalıydı.  Gergin ve stresli günler geçiriyordu, zaman zaman yaşa…

Lidere Özlem

Resim
Yaşam döngümüzde unutmak istediğimiz zamanlar vardır. Hafızamızdan silmek isteriz o tarihleri de silemeyiz ve her yıl geldiğinde acısını tüm yüreğimizle tekrar tekrar yaşarız. Kimimiz anamızı kaybettiğimiz günü, babamızın son nefesini verdiği anı, kimimiz yavrusunu toprağa verdiği günü unutmak isteriz. Bazen de utanç duyduğumuz, acı veren günleri geri dönüp yaşamımızdan silmek isteriz. Bizde derin yaralar açmıştır bu anlar. Ben Kasım ayını silmek isterdim. Böylece ne 10 Kasım' da Atamı ne de 30 Kasım' da babamı kaybederdim. 
Geldi yine bir 9 Kasım gecesi. Yarın sabah " Efendiler yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz" diyen lidere veda edeceğiz. Bu kez yarın acının başlayacağı gün olacak. Keşke hiç ilerlemese dakikalar da hiç gelmese 9' u 5 geçe. Oysa ki yapılacak daha ne çok iş vardı Atam. Biz senin mavi gözlerinde kaldık Atam, Şu gün sana söyleyeceğimiz her kelime bizi mahçup eder, kafamızı daha da eğer Atam. Eminim ki zaten sen sana söyleyemediğimiz her kelimeye şah…

MİM-Sorularım ve Ben

Resim
Yine bir mim yazısıyla karşınızdayım. Mim yazılarını hem eğlenceli hem de bloggerların birbirlerini tanımaları açısından yararlı buluyorum. Bu güzel mimi sevgili arkadaşım İnciden Notlar hazırlamış,  Bu güzel mim için ilk teşekkürü ona etmek istiyorum. Ardından iki arkadaşım birden beni mimlemiş. Sevgili blogger arkadaşlarım THESAGLAM'S ve Deli Kızın Bohçası ' na beni mimledikleri için çok teşekkür ederim. Her üç arkadaşımın da cevaplarına isimlerinin üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
1. Sihirli değnek elinizde...İlk olarak ne yapmak isterdin?


Çocukların mutlu olmasını sağlardım. Dünyada gülmeyen, mutlu olmayan çocuk kalmazsa dünya sevgiyi, sevilmeyi, barışı öğrenir. Sevginin gücünü bir kere hisseden dünya çıkar savaşlarını bırakır. Dünyada üşüyen çocuk bırakmazdım, açlığı sözlükten silerdim. Çocukların sevgi içinde oynamasını, hepsinin çok iyi eğitim almasını sağlardım. Cehaletten kurtulan toplumlar birbirlerine zarar vermezler. Tüm insanlığın kalbinden kindarlığı siler, yüre…

Gülümser Gelinin Umudu

Resim
Bu akşam ne pişirsek diye düşünürken çok sıkıntılıydı Cemile nine. Evde pişirecek erzak kalmamıştı neredeyse. Üstelik oğlunun emaneti Gülümser gelinin karnı burnundaydı. Yeterince beslenememişti gebelik günlerinde kınalı yapıncak. Yan köyün kızıydı güzel gelini, oğlu Hüseyin bir gün koşa koşa gelmişti annesine sevdiceğini anlatmaya. Patates, soğan üreterek geçimlerini sağlıyorlardı, savaş bellerini bükmüştü. Bir an oğluna baktı Cemile nine, kıyamadı yavrusuna. Eli kulağındaydı cepheye çağrılmasının, çok zamanımız kalmadı diye düşündü Cemile nine gözlerinde yaş, haber göndermeden önce diğer köye.
Savaş yılları insanları her zamankinden fazla yaklaştırmıştı birbirlerine. Yokluğun ve acının dostluklarıydı ilişkiler. Yarının endişeleri ortak yazgıydı tüm ülkede. Gülümser' in babası cephedeydi, bir kardeşi vardı , Ali. Yaşı daha küçüktü cephe için. Ailenin reisi olma görevini küçük yaşta üstlenmişti. Aynı günlerde haber gelmişti cepheden tüm acısıyla, artık babası yoktu. Kızkardeşinin…

Birinci Günün Şafağı-Mert

Resim
Yine Mert'in kaleminden bir yazıyla birlikteyiz. İlk yazısı İris' in Maskesi ' ne ilginiz ve yorumlarınız hem beni, hem de Mert' i çok mutlu etti ve gururlandırdı. Bu yazıyla birlikte , Mert'in artık kendi blog sayfasını açtığını ve yazılarını oradan yayınlayacağını ve takip etmenizden mutluluk duyacağını belirtmek isterim. Mert' in yazılarına ulaşmak için link adresine buradan tıklayarak, ayrıca bu yazının sonunda yer alacak link adresinden de ulaşabilirsiniz. Umarım bu yazısını da keyifle okursunuz diyorum.
Birinci Günün Şafağı
Yuki akşamı eski fabrikaların çıkışında geçirmişti. Şafak vaktiydi, gezegenin çekirdeği fazla sıcak olduğu ve eridiği için soğuk olan bir yıldız vardı. Yıldız kristalden yapılmıştı. İsmi Elmas Yıldız’dı. Üç boyutlu bir pentagon idi. Gezegen yıldızı etrafında hareket etmiyordu, onun yerine kendi etrafında dönüyordu. Gezegen hakkında yeterince düşünen Yuki ayağa kalktı ve çitin üzerinden atlayarak ilerlemeye başladı.Şehrin girişi Demirden…

İzleyiciler

Boomerang

Bumerang - Yazarkafe