Kayıtlar

Lidere Özlem

Resim
Yaşam döngümüzde unutmak istediğimiz zamanlar vardır. Hafızamızdan silmek isteriz o tarihleri de silemeyiz ve her yıl geldiğinde acısını tüm yüreğimizle tekrar tekrar yaşarız. Kimimiz anamızı kaybettiğimiz günü, babamızın son nefesini verdiği anı, kimimiz yavrusunu toprağa verdiği günü unutmak isteriz. Bazen de utanç duyduğumuz, acı veren günleri geri dönüp yaşamımızdan silmek isteriz. Bizde derin yaralar açmıştır bu anlar. Ben Kasım ayını silmek isterdim. Böylece ne 10 Kasım' da Atamı ne de 30 Kasım' da babamı kaybederdim. 
Geldi yine bir 9 Kasım gecesi. Yarın sabah " Efendiler yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz" diyen lidere veda edeceğiz. Bu kez yarın acının başlayacağı gün olacak. Keşke hiç ilerlemese dakikalar da hiç gelmese 9' u 5 geçe. Oysa ki yapılacak daha ne çok iş vardı Atam. Biz senin mavi gözlerinde kaldık Atam, Şu gün sana söyleyeceğimiz her kelime bizi mahçup eder, kafamızı daha da eğer Atam. Eminim ki zaten sen sana söyleyemediğimiz her kelimeye şah…

MİM-Sorularım ve Ben

Resim
Yine bir mim yazısıyla karşınızdayım. Mim yazılarını hem eğlenceli hem de bloggerların birbirlerini tanımaları açısından yararlı buluyorum. Bu güzel mimi sevgili arkadaşım İnciden Notlar hazırlamış,  Bu güzel mim için ilk teşekkürü ona etmek istiyorum. Ardından iki arkadaşım birden beni mimlemiş. Sevgili blogger arkadaşlarım THESAGLAM'S ve Deli Kızın Bohçası ' na beni mimledikleri için çok teşekkür ederim. Her üç arkadaşımın da cevaplarına isimlerinin üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
1. Sihirli değnek elinizde...İlk olarak ne yapmak isterdin?


Çocukların mutlu olmasını sağlardım. Dünyada gülmeyen, mutlu olmayan çocuk kalmazsa dünya sevgiyi, sevilmeyi, barışı öğrenir. Sevginin gücünü bir kere hisseden dünya çıkar savaşlarını bırakır. Dünyada üşüyen çocuk bırakmazdım, açlığı sözlükten silerdim. Çocukların sevgi içinde oynamasını, hepsinin çok iyi eğitim almasını sağlardım. Cehaletten kurtulan toplumlar birbirlerine zarar vermezler. Tüm insanlığın kalbinden kindarlığı siler, yüre…

Gülümser Gelinin Umudu

Resim
Bu akşam ne pişirsek diye düşünürken çok sıkıntılıydı Cemile nine. Evde pişirecek erzak kalmamıştı neredeyse. Üstelik oğlunun emaneti Gülümser gelinin karnı burnundaydı. Yeterince beslenememişti gebelik günlerinde kınalı yapıncak. Yan köyün kızıydı güzel gelini, oğlu Hüseyin bir gün koşa koşa gelmişti annesine sevdiceğini anlatmaya. Patates, soğan üreterek geçimlerini sağlıyorlardı, savaş bellerini bükmüştü. Bir an oğluna baktı Cemile nine, kıyamadı yavrusuna. Eli kulağındaydı cepheye çağrılmasının, çok zamanımız kalmadı diye düşündü Cemile nine gözlerinde yaş, haber göndermeden önce diğer köye.
Savaş yılları insanları her zamankinden fazla yaklaştırmıştı birbirlerine. Yokluğun ve acının dostluklarıydı ilişkiler. Yarının endişeleri ortak yazgıydı tüm ülkede. Gülümser' in babası cephedeydi, bir kardeşi vardı , Ali. Yaşı daha küçüktü cephe için. Ailenin reisi olma görevini küçük yaşta üstlenmişti. Aynı günlerde haber gelmişti cepheden tüm acısıyla, artık babası yoktu. Kızkardeşinin…

Birinci Günün Şafağı-Mert

Resim
Yine Mert'in kaleminden bir yazıyla birlikteyiz. İlk yazısı İris' in Maskesi ' ne ilginiz ve yorumlarınız hem beni, hem de Mert' i çok mutlu etti ve gururlandırdı. Bu yazıyla birlikte , Mert'in artık kendi blog sayfasını açtığını ve yazılarını oradan yayınlayacağını ve takip etmenizden mutluluk duyacağını belirtmek isterim. Mert' in yazılarına ulaşmak için link adresine buradan tıklayarak, ayrıca bu yazının sonunda yer alacak link adresinden de ulaşabilirsiniz. Umarım bu yazısını da keyifle okursunuz diyorum.
Birinci Günün Şafağı
Yuki akşamı eski fabrikaların çıkışında geçirmişti. Şafak vaktiydi, gezegenin çekirdeği fazla sıcak olduğu ve eridiği için soğuk olan bir yıldız vardı. Yıldız kristalden yapılmıştı. İsmi Elmas Yıldız’dı. Üç boyutlu bir pentagon idi. Gezegen yıldızı etrafında hareket etmiyordu, onun yerine kendi etrafında dönüyordu. Gezegen hakkında yeterince düşünen Yuki ayağa kalktı ve çitin üzerinden atlayarak ilerlemeye başladı.Şehrin girişi Demirden…

MİM-Hangi Yazınız Silinirse Üzülürsünüz?

Resim
Mimler blog yazarlarını tanımak için güzel fırsatlar yaratıyor. Ben çok fazla özel olmamak şartıyla mim yazılarına katılmaya özen gösteriyorum. Sayın Ahmet Aşkın ' ın başlattığı bu mim konusunu, Sayın Ece Evren ' in satırlarında okudum ve yapmak istedim. İsimlerin üzerine tıklayarak her iki saygın bloggerimizin mim yazılarına ulaşabilirsiniz. Her ikisini de teşekkür ederim.

1- Bloğunuzdaki hangi yazınız silinirse üzülürsünüz?
Burada seçim yaparken tüm yazılarımın beni yansıttığını ve benim için önemli olduklarını hissettim. Hiç birinin silinmesini kesinlikle istemem, hatta iç dünyamda bunu felaket duygusuyla hissederim. Elin parmaklarından birini seçmeye çalışırken indirebildiğim son nokta iki yazı oldu. Bu iki yazımı birbirinden ayıramadığım için ikisini de yazmak istedim.
Biz Olmak isimli yazım ile hem eski mahalle günlerini hatırlamak, hatırlatmak,  hem de yaşamda ayrışmadığımız o güzel yılları tekrar hissetmek, hissettirmek istedim.  Bu yazım ile sevgi dolu günlerimize ve k…

Konuk Yazar-Mert

Resim
Bugün blogumda çok değerli bir konuğum var, oğlum Mert. Günümüzün gelişen  teknolojisinde yeni bir sanayi devriminin tam ortasındayız. Almanya insiyatifinde başlayan  Endüstri 4.0 ve Japonya'nın bir adım öteye geçme adına çalışmalarını hızlandırdığı, bazı çevrelerin Endüstri 5 adını taktığı yeni bir teknoloji dönemine girdik. Zaman zaman bazı platformlarda karşınıza çıktığına eminim bu yeni robot inisiyatifinin. Yakında bir yazımda uzun uzun anlatacağım endüstri devrimlerinin tarhsel gelişimini. Mert, hem teknolojik gelişmelere, hem de Japon anime kültürüne çok ilgili. Yazmayı da seviyor, tüm bunları birleştirerek yazılar yazıyor. Robotların dünyasına, teknolojik gelişmeden farklı yaşamsal bir bakışı var. Bu yazılarından birinin ilk bölümünü sayfamda konuk etmek istedim. Robot dünyasında, mühendisler şu gün karşılaştıkları haksız itibarsızlaştırma politikalarından kurtulup, iş dünyasında daha çok söz sahibi olacaklardır deyip sözü şimdiden geleceğin mühendis adaylarından birine b…

Kasırgamız Çiğdem

Resim
Heyecanla beklediğimiz fırtınamız gelmedi. Oysa ona isim bile aramıştık. Ben bu arayışta en çok Çiğdem ismini beğenmiştim. İzmir'in kasırgasına da bu isim yakışırdı, Boyoz daha çok erkek ismini andırıyordu, kumru da fırtınanın heybetini hafifletirdi. Bir de kırbaç vardı en çok konuşulan, ama benim en az tuttuğum isimdi bu. Madem bizim misafirimiz olacaktı ismi de bize özel olmalıydı, değil mi?
İki gün önce iş dönüşü marketteyim, bir aile var önümde. Ailenin annesi kasırga geleceğini söylüyor eşine, makarna alalım diyor. Bu sayede markette çevresinde olan bitene ilgili olan ben de ilk kez kasırganın yaklaştığını duyuyorum bu vesileyle. Yahu kasırga açık denizde olmaz mı, ne işi var memleketimde diye düşünen ben merakımı yenemiyorum yine de, aileyi izlemeye devam ediyorum, ayıp olmasın diye izlediğimi de çaktırmıyorum. Çocuk fırsatı bulmuş kaçırır mı, çikolata, bisküvi derken, patlamış mısır bile atıyor sepete. Sanırım balkondan büyük ekran kasırga izlemeye niyetli. Ailenin babası …

Fakülte Yılları

Resim
Hayatın içinde hepimizin unutamadığı geçmişe dair anıları vardır. Çoğu zaman traji komik anılardır. bunlar. Bir çok kişinin okul anıları, bazılarının da asker anılarıdır geçmişten günümüze unutamadıkları. Bende bu anılar daha çok okul yıllarına ait. Fakülte hayatımı ailemden uzak, farklı bir şehirde geçirdiğim için anılarım da daha çok arkadaşlarla aile olmaya dair. Şaban karakterini çok sevmemizin nedeni, onun düştüğü saflıklara ve sakarlıklara zaman zaman hepimizin düşmesi. Bu bizi karaktere yakınlaştırıyor, bizden kılıyor.
Öğrencilik yıllarımda aynı evde üç kişi kalırdık. Ev arkadaşlarımdan birinin ailesi yurtdışında yaşıyordu ve annesi oğluna çok düşkündü. Hangi anne düşkün değildir ki zaten. Buradaki annemiz biraz fazlaca da evhamlı. Ev olarak yemeğe biraz düşkünüz, uğraşıyoruz falan yemek üzerinde. Yap makarna geç durumlarını biraz aşmışız. Kış günü bizimkilerden biri canım patlıcan istedi dedi. Bol etli yapalım diye de ekledi. Tamam yapalım da patlıcan zamanı değil. Neyse mark…

Şehrin Sokakları

Resim
Gün bitiyordu şehirde, adımlarını hızlandırdı ıssızlaşan sokakta. Bu sokak gündüzleri ne kadar hareketli olurdu oysa, şimdi tıpkı kendi geçmişi gibi sessizliğe bürünüyordu. Konuşmanın, okumanın suç sayıldığı günlerde geçmişti çocukluğu. Son minibüse yetişmeliydi. Aksi halde elinde kalan son paraları da taksiye vermek zorunda kalacaktı. Daha üç gün vardı maaş almaya, maaş dediği de hiç bir zaman yetmeyen üç beş kuruştu. Bir arkadaşının şirkete veda yemeğine katılmıştı. Geleceğin daha iyi olmasına umuttu bu  değişiklikler. Çalışanların çok büyük kısmı mutsuzdu ülkesinde, umutlar tazeleniyordu her seferinde. Acelesi olduğu için son şişeyi yanına almıştı. 
Bir çocuk gördü yolun kenarında. Küçük, çelimsiz bir çocuktu, esmerdi. Yaşı on civarı olmalıydı. Boş yoğurt kaselerini ters çevirmiş onlarla müzik yapıyordu. Bir an geçmiş okul günleri geldi gözünün önüne. Babası en pahalısından almıştı flütü. Okula gittiğinde, kılıfından çıkarttığı enstrümanından bir ses bile çıkaramamıştı. Oysa arkad…

Şekil Disiplini

Resim
Bugün yeni eğitim-öğretim yılı resmen başladı. Gerçi Mert'in okulu yıl sonlarında yaptıkları tatil nedeniyle her yıl bir hafta erken başlar. Yani biz geçen hafta açtık yeni sezonu. İlk gün sendromunu diğer öğrencilerden erken atlatıyoruz. Onlar okula başlarken bizimkiler ödevlerde daha çok zaman geçirmeye başlamış oluyor.  Kıyafet, kırtasiye telaşı da mağazalar yoğunlaşmadan bitiyor bizim evde. Yılda iki defa okula ceket giyerek gidiyor. Biri bu resmi milli eğitim açılışında, diğeri cumhuriyet bayramında. Biz o yıllarda büyüdüğümüzü önlüğü atıp, cekete geçince anlardık. Ceket olsun olmasın üniforma giyilmesini tercih ediyorum. Bizimkilerin okulunda serbest kıyafet uygulaması yok, geçmiş senelerde sadece haftada bir gün serbest idi, o da çocuklar özendiler diye. Tabii ceketle görmeye alışık olmayınca bir fotoğraf çektik okula giderken.
Akşam hepimiz eve döndükten sonra geçen günü konuşurken bugünkü törenden bahsetti. Milli Eğitim Bakanlığı merkezde açılış töreni yapmış. En yakın o…

Yolculuğun Bitmesi

Resim
Hava kararmıştı hastaneden çıktığında. Bir süredir buradaydılar, zaman kavramını yitirmişti bu şehre geldiklerinden beri.  Sigara yaktı bir tane, önce derin bir nefes çekti. Ardından çevresine bakındı, az ötede acil servis girişinde insanlar endişeli bekliyorlardı. Trafik kazası olmuştu, onlarca hasta getirmişlerdi. Hasta yakınları güvenlik ile tartışıyorlardı. İlgi istiyorlardı, merak ediyorlardı, umuda dair sözler duymak istiyorlardı.  Elinde sigara, yürümeye devam etti. Oysa içmemeliydi bu mereti, zira artık ciğerleri zift kaplamıştı.
Şehri hiç tanımıyordu, bir otobüs durağında, yanında bir kaç kişi ile bekliyordu sigarasını söndürdüğünde. Orada neyi beklediğine dair en küçük fikri bile yoktu, biri sorsa. Otobüs geldiğinde nereye gittiğine bile bakmadan yöneldi ön kapıya. Zaten baksa ne değişirdi ki, otobüsün gittiği hiç bir yeri bilmiyordu. O akşam bütün yer isimlerine yabancıydı umudunun şehrinde. Bildiği tek yer hayatta en sevdiğinin şu anda kendini bilmeden yattığı o hastane i…

İzleyiciler

Boomerang

Bumerang - Yazarkafe