Kayıtlar

Şehrin Sokakları

Resim
Gün bitiyordu şehirde, adımlarını hızlandırdı ıssızlaşan sokakta. Bu sokak gündüzleri ne kadar hareketli olurdu oysa, şimdi tıpkı kendi geçmişi gibi sessizliğe bürünüyordu. Konuşmanın, okumanın suç sayıldığı günlerde geçmişti çocukluğu. Son minibüse yetişmeliydi. Aksi halde elinde kalan son paraları da taksiye vermek zorunda kalacaktı. Daha üç gün vardı maaş almaya, maaş dediği de hiç bir zaman yetmeyen üç beş kuruştu. Bir arkadaşının şirkete veda yemeğine katılmıştı. Geleceğin daha iyi olmasına umuttu bu  değişiklikler. Çalışanların çok büyük kısmı mutsuzdu ülkesinde, umutlar tazeleniyordu her seferinde. Acelesi olduğu için son şişeyi yanına almıştı. 
Bir çocuk gördü yolun kenarında. Küçük, çelimsiz bir çocuktu, esmerdi. Yaşı on civarı olmalıydı. Boş yoğurt kaselerini ters çevirmiş onlarla müzik yapıyordu. Bir an geçmiş okul günleri geldi gözünün önüne. Babası en pahalısından almıştı flütü. Okula gittiğinde, kılıfından çıkarttığı enstrümanından bir ses bile çıkaramamıştı. Oysa arkad…

Şekil Disiplini

Resim
Bugün yeni eğitim-öğretim yılı resmen başladı. Gerçi Mert'in okulu yıl sonlarında yaptıkları tatil nedeniyle her yıl bir hafta erken başlar. Yani biz geçen hafta açtık yeni sezonu. İlk gün sendromunu diğer öğrencilerden erken atlatıyoruz. Onlar okula başlarken bizimkiler ödevlerde daha çok zaman geçirmeye başlamış oluyor.  Kıyafet, kırtasiye telaşı da mağazalar yoğunlaşmadan bitiyor bizim evde. Yılda iki defa okula ceket giyerek gidiyor. Biri bu resmi milli eğitim açılışında, diğeri cumhuriyet bayramında. Biz o yıllarda büyüdüğümüzü önlüğü atıp, cekete geçince anlardık. Ceket olsun olmasın üniforma giyilmesini tercih ediyorum. Bizimkilerin okulunda serbest kıyafet uygulaması yok, geçmiş senelerde sadece haftada bir gün serbest idi, o da çocuklar özendiler diye. Tabii ceketle görmeye alışık olmayınca bir fotoğraf çektik okula giderken.
Akşam hepimiz eve döndükten sonra geçen günü konuşurken bugünkü törenden bahsetti. Milli Eğitim Bakanlığı merkezde açılış töreni yapmış. En yakın o…

Yolculuğun Bitmesi

Resim
Hava kararmıştı hastaneden çıktığında. Bir süredir buradaydılar, zaman kavramını yitirmişti bu şehre geldiklerinden beri.  Sigara yaktı bir tane, önce derin bir nefes çekti. Ardından çevresine bakındı, az ötede acil servis girişinde insanlar endişeli bekliyorlardı. Trafik kazası olmuştu, onlarca hasta getirmişlerdi. Hasta yakınları güvenlik ile tartışıyorlardı. İlgi istiyorlardı, merak ediyorlardı, umuda dair sözler duymak istiyorlardı.  Elinde sigara, yürümeye devam etti. Oysa içmemeliydi bu mereti, zira artık ciğerleri zift kaplamıştı.
Şehri hiç tanımıyordu, bir otobüs durağında, yanında bir kaç kişi ile bekliyordu sigarasını söndürdüğünde. Orada neyi beklediğine dair en küçük fikri bile yoktu, biri sorsa. Otobüs geldiğinde nereye gittiğine bile bakmadan yöneldi ön kapıya. Zaten baksa ne değişirdi ki, otobüsün gittiği hiç bir yeri bilmiyordu. O akşam bütün yer isimlerine yabancıydı umudunun şehrinde. Bildiği tek yer hayatta en sevdiğinin şu anda kendini bilmeden yattığı o hastane i…

Hoşçakal Yaz

Resim
Hoşçakal yaz... Ne güzel başlamıştın bu sene, ama şimdi gitme zamanın. En sevdiğim mevsim ilkbahar olsa da İzmir' de o kadar az gösterir ki o güzel yüzünü, sanırım bu yokluktan ben yazı daha çok severim diğer mevsimlerden.  Yazın gün doğarken erkencidir, batarken de hiç acele etmez. En çok bu yönünü severim. Karanlık beni boğuyor sanırım. Çocukluktan beri sevmem karanlığı.  Bir de yaz mavidir benim için, en çok da mavidir benim rengim. Sıcaklar elbette bunaltıyor, İzmir' de yaşıyorsanuz ve sıcaktan şikayet etmiyorsanız normal karşılanmazsınız zaten. Olsun varsın, ben soğuktan nefret ederim. Hava soğuduğunda en çok evsizler gelir aklıma, içim daha çok üşür. Velhasıl yaz iyidir derim her zaman, damlar akmaz, pencereler üşümez, okul çocukları daha güvendedir.




Yaz, eşimin ilk kez hala olmasının bana etkisi olarak, benim yeni bir sıfat daha edinmemle başladı. Ben enişte oldum.  İnsan evlendiğinde de enişte olur da ben o zaman çok sevmiyorum bu sıfatı, abi bana daha samimi geliyor.…

MİM-Yaz Abur Cuburu #2018

Resim
Sevgili blog arkadaşlarımdan Öneri Makinesi tarafından hazırlanan bu güzel mim çalışmasında, sevgili SevKoz beni mimlemiş. Umarım paylaştıklarımla bir nebze olsun müzik dolu keyifli anlar yaşarsınız. O zaman çok bekletmeden başlayalım.
Yazın çıkan çok sevdiğim şarkıcıdan/gruptan bir şarkı
Bir Cem Karaca hayranı olarak, çıkar çıkmaz Cem Karaca anısına değerli şarkıcı ve sanatçılarımızın, üstadın şarkılarını seslendirdiği "Merhaba Gençler 2018" albümünü alıp büyük keyifle dinledim. Bu şarkıyı üstadın anısına, bu albümden seçerek başlıyorum. Böyle bir yazıya Cem Karaca şarkısıyla başlamak ayrıca mutlu ediyor beni. Can Bonomo "Namus Belası" ilk seçimim.






Bu yaz en yeni keşfin
Retrobüs diyorum . Albüm çıkartmayı şimdilik düşünmüyorlar, eski şarkıları çalıyorlar. Mottoları "Kopyalar asıllarını yaşatır". Üstadları bizlere yaşatıyorlar dinlerken. Dinlemek inanılmaz keyifli, muhakkak dinleyin.



,

Bu yaz sürekli dinlediğin şarkı
Çok eski bir Girit Türküsü  olmasına ra…

Kendi Aracınızla Yurt Dışına Çıkmak Artık Çok Daha Kolay!

Resim
Kendi aracınızla yolculuk yapmak gibisi yok! Dilediğinizde mola verirsiniz, canınızın çektiği gibi yemek yersiniz. Gittiğiniz yeri bir turist değil, gerçek bir gezgin gibi keşfedersiniz.
Üstelik aracınızla yurt dışına çıkmak için yapmanız gereken işlemler de her geçen gün biraz daha kolaylaşıyor. Bugünlerde, yeni tip bir çipli ehliyete sahipseniz, Yeşil Kart Poliçenizi yaptırarak sınırı kolayca geçebilirsiniz. Üstelik artık bunu yaptırmak için bir yere gitmeniz, belgelerin peşinde koşmanız da gerekmiyor.
Anadolu Sigorta, Türkiye’de ilk defa Yeşil Kart poliçesini online olarak alma imkanı sunuyor.www.anadolusigorta.com.tr adresini ziyaret edip, plakanızı ve TC kimlik numaranızı girerek işlemi onayladığınız takdirde poliçeniz kapınıza kadar geliyor. Size de seyahat rotanızı çizmek kalıyor.
Bir boomads advertorial içeriğidir.

MİM-Çocukluk Anısı

Resim
Sevgili Fatma Nur ' un başlattığı ve sevgili Özlem 'in beni mimlediği "Çocukluk Anısı" konulu mim için her iki blogger arkadaşıma teşekkür ederim.
Çocukken sakin ve uslu olduğumu söyler ailem. Ben bugün sayısı çok artan, ancak benim çocukluk yıllarımda sayıca az olan o talihsiz çocuklardandım. İtiraf ediyorum ben kendi evimiz itibariyle apartman çocuğuydum. Hem de öyle böyle değil, bildiğin ana caddede olan bir apartmanda büyüyen çocuk. O yüzden arka sokaklar ve babaannemin mahallesiydi benim mahallem. Oyun alanı yokluğundan  apartman girişinin ve evin camını kırdığımız çocukluk günlerimiz oldu. Evde çorapları birleştirip top yapardık üst kattaki ilk çocukluk arkadaşımla. Gerçi o en sonunda futbolcu, şimdilerde ise futbol teknik direktörü oldu. Herkes bilmez onun mesleğinin temelinin çorap olduğunu.
Bizim evimiz konum olarak üniversiteye yakındı, o yüzden siyasi yürüyüş ve sloganlara çok şahit oldum balkondan askeri darbe öncesi. Bu sloganlar benim hayata bakışımda …

Pazar Telaşının Sakinliği

Resim
Sakin, sakinlikten öte çok sıcak bir pazar günü. Film izliyoruz klimalı odanın bize sunduğu konforda. Dünyada geçirdiğim zamanlar çoğaldıkça geçmiş günleri anma alışkanlığım arttı. Bunun getirdiği sonuç. hemen çocukluğumun pazarları geldi aklıma. Onlar da sıkıcıydı ama, daha telaşlıydı. Düşündükçe yoruldum.
Ben oldum olası sabahları geç kalkamam zaten, tatil günü falan da farketmez. Çocukluğumda da böyleydi zaten.  Ben uyanır uyanmaz, salona koşar babamın getirdiği gazetelerden yerel olanının spor sayfasına bakardım dağıtmadan. Babam gazetelerin dağıtılmasına kızardı. Kahvaltı sonrasını falan bekleyemez Altay haberlerine bakardım. Hele cumartesi maç oynanmış ve biz kazandıysak, o ne keyiftir bilemezsiniz. Hangi futbolcu oynamış, kaç yıldız almış. Babam okuduktan sonra haberin resmini bile keserdim. Maç o gün oynanacaksa, kaçta, bilet ne kadar bilgilerine bakardım. Büyük bir olasılıkla giderdim zaten maça. Deplasmanda ise maç, radyo vardı. Radyodan canlı anlatılırdı o yıllarda maçlar.…

Farkındalık

Resim
Toplumlar farklılıklarıyla değer kazanırlar. Yaşadığımız dünyada  hepimizin diğerlerinden  gerek fiziksel, gerek zihinsel farklılıklarımız var.  Bazı bireylerde bu farklılıklar biraz daha belirgin. Bu farklılıklar asla bir eksiklik değildir. Bazen farkında olmadan kırıcı olabiliyoruz, ya da bizden biraz farklı olanların yaşamlarını zorlaştırabiliyoruz.
Oysa ki tek ihtiyacımız biraz farkındalık. Gündelik hayatımızın koşuşturması içinde biraz farklı bir gözle, biraz daha duyarlı bakabilmek sadece, ihtiyacımız olan. Bunu başarabildiğimiz ölçüde kazanacağımız yaşamlar geleceğimizi aydınlatacak pırıl prıl nesillerin temel taşları olacaktır. Unutmayalım ki, biz de kendimize dair özelliklerimizle diğer insanlardan farklıyız. Farklılığımız zihinsel de olabilirdi, ya da kromozom sayımız eksik değil sadece +1 fazla olabilirdi. Yoktur bizim birbirimizden farkımız, yoktur tüm bu özelliklere sahip kişilerin bizden farkı. Herbirimiz dünyada yaşam döngüsünü devam ettirirken  aynı havayı soluyan, ay…

Çöp Olmayan Atıklar

Resim
Hafta sonlarının kaçınılmaz aktivitesidir alışveriş yapmak. Her hafta sonu pazara çıkmak bir çok kişinin olduğu gibi benim de çocukluğumun hatırda kalan eylemlerindendir. Doğup büyüdüğüm ve hala yaşadığım ilçemde pazar, pazar günü kurulur. Pazar deyince benim aklıma hemen yemyeşil bir  pazar arabası ya da fileler gelir. Malum bölge Ege, aile de Giritli olunca aldıklarının renk tonunun yeşil olmasından doğal ne olur. Aradan geçen yıllar içinde pazarın yerini marketler aldı benim yaşamımda. Yaz hava sıcak, pazara gitmek zor geliyor açıkçası, üstüne üstlük kalabalık oluyor. Kışın biraz da balık bahanesi ile pazar nostaljisi yaşasam da dediğim gibi alışverişte ağırlık market. Hatta eskiden yaptığım toplu alışverişler yerini iş dönüşü günlük ihtiyaç alışverişine bıraktı. Aslında bu tarz alışveriş daha mantıklı. Hem taze ürün buluyorsunuz, hem de ihtiyaç kadar alıyorsunuz. Eskilerin evin bereketi oluyor sözü biraz önemini kaybetti sanırım, artık yeni sözümüz ihtiyacın kadar al ve tüket. Ta…

Acının Resimleri

Resim
Uzun bir süredir izlemek istediğim Frida filmini izledim en sonunda. Film, ünlü Meksika' lı ressam Frida Kahlo' nun yaşamını ele alıyor. Frida' yı Salma Hayek gayet başarılı canlandırmış. Frida, yaşadığı acıları resmediyor sanat hayatı boyunca. Henüz mutluluğun resmi yapıldı mı tam bilemiyorum ama, Kahlo için pekala acının resimlerini yapmış,  diyebiliriz. 
Yaşam denilen bize tanınan, sonunu bilemediğimiz kısıtlı sürede, aksilikler gelmeye başladı mı ardı arkası kesilmiyor. Frida, çocuk felciyle tanıştığında henüz altı yaşında. Son yıllarda aşı önlemleri ile hastalığa yakalananların sayısı azalsa da, geriye dönüp baktığımda çevremde çocuk felci geçirmiş arkadaşlarım hep oldu. Henüz çocukken öğrendiğim en ciddi hastalık çocuk felci idi ve ne yazık ki çocukları etkiliyordu. Yaşamın en renkli, oyun zamanlarında vururdu sinsi hastalık, henüz yaşamın tüm karşıtlıklarıyla tanışmamış gencecik bedenleri. Frida da, bu hastalıktan o an için sadece bir bacağının incelmesi ile kurtul…

Boğazımda İs Kokusu

Resim
Havada dumanın keskin çaresizliği, ölümün derin soğukluğu. Yükselen alevler karşı konulmaz gücünü hissetiriyor karşı yakadan. Felaketlerin getirdiği ölümün sessizliğinin dini, dili, ırkı olmaz. Alevi söndüren su,  acının karşı kıyıda yarattığı üzüntüyü de söndürür mü? 
Bizler, komşumuzun acılarına ortak olmanın anlamını çok küçük yaşlarda öğrenen nesiliz. Mahalleden biri öldüğünde yas nedeniyle günlerce televizyon seyretmeyen, müzik dinlemeyen, düğünlerini erteleyen ailelerin çocuklarıydık. Ne zaman unuttuk annelerimizin cenaze evine yemek hazırlayıp götürdüğü günleri. Şimdi belediyeler üstlendi bu görevi, benim yaşadığım şehrin belediyesi de dahil bir çok belediye taziye evine pide, ayran gönderiyor bu günlerde acılı insanlara manevi destek olmak adına. 
Komşuluk, akrabalardan bile önce gelirdi toplum yaşamımızda. Başımıza bir şey gelse, ev dışındaki fertlerimizden önce komşularımız koşardı yardımımıza. Benim de çocukluğum bunun bir çok örneği ile doludur. Biz tatilde iken evimizi s…

Kuş Ailesi

Resim
Gün boyu işyerinde koşuşturmanın tüm yorgunluğu ve sıcakların verdiği ezilmişlik duygusuyla eve döndüğüm akşamlardan biriydi yine. Biz İzmirliler için bir başkadır balkon sefası. Bu yüzden son yıllarda İstanbul' da sıklıkla şahit olduğum balkonsuz evlere anlam veremiyorum. Yeni yapılan apartmanlarda balkon ya hiç yok, ya da minimalize edilmiş. Bir İzmirli için ne ızdırap yarabbim. Çay nerde içilecek, çiğdem nerde yenilecek. Nasıl haberdar olunacak mahallenin değişen gündeminden. Velhasıl balkon önemli.
Yaz günlerinde eve gelir gelmez bir İzmirli önce klimayı açar, ardından balkona çıkar. Onu ilk gördüğümde ne yalan söyleyeyim biraz canım sıkıldı. Konum olarak ilçe merkezindeki Cumhuriyet Meydanı' na çok yakın oturuyoruz. Sahi ya Anadolu' nun her yerleşim biriminde ya cumhuriyet meydanı ya da caddesi vardır değil mi? Hatta küçük Anadolu şehirlerinin tek caddesidir, mecburiyet caddesi de denebilir o yerler için. Son yıllarda bizim meydanımızın da kalabalık misfirleri var, g…

Yarım Kalan

Resim
Gecenin sessizliğinde adımlarını hızlandırarak yürüyordu karanlık, ıssız sokaklardan geçerken. Kaçar gibiydi, derdi sokaklar da insanlar da değildi, kendinden kaçıyordu. İnsanlar çoktan çekilmişlerdi huzur buldukları evlerine. Biraz düşünme ihtiyacı mı, huzura kavuşamamanın derin yalnızlığı mı, yolu uzuyordu. Belki de kavuşamadığı huzur için yolu bilerek uzatıyordu bu akşam. Uzaktan tekel bayiinin soluk ışığını gördü. Sigara aldı, yanında iki bira. Alır almaz yaktı sigarasını, derin bir nefes çekti içine. Bir süre oturacak yer aradı çevresinde, yorulmuştu. Biraz düşünmek istedi gecenin sessizliğinde. Gitmenin derin pişmanlığında, varamıyordu gelmek istediğine. Gitmemeliydim o partiye bu akşam diyordu sürekli kendine, birasını yudumlarken. 
Gün  farklı başlayacağını sabah uyandığında aydınlanırken göstermişti aslında. Haftanın son iş gününün neşesiyle uyandığında kahvesini hazırlamıştı. Bir süre balkonda günü hissetmek istemişti, işe gitmek için zamanı vardı henüz. Telefonunu eline al…

Sakız' ın Muhsin Aşkı

Resim
Sahil kenarında gözünün alabildiği mavilikte karşı kıyıya bakıyordu özlemle. Biraz dalgalıydı yüreği gibi, Ege bu sabah. Gözlerinin maviliğinden akan yaşları sildi usulce. Belli bu sabah gelemeyecekti o özlemle beklediği. Bir bir yanaşmıştı küçük balıkçı tekneleri, gözleri aradı Sakız ismini teknelerin yan kısmında, ama yoktu. Dün biraz rahatsız gibiydi, üşütmüştü belli , aklı kalmıştı ardında. Çorba iç dedi, sıkı giyin diye ekledi ardından. Biliyordu ki o yine bildiğini okuyacak ve onun tabiriyle artist gibi çıkacaktı, iyi giyinmeden. Bugün gelmemişti ama yarına yeni bir umut yeşertmişti. 
İlk karşılaştıkları günü hatırladı. Sabah uyandığında içinde bir neşe vardı, bir farklı olacaktı gün hissediyordu bunu. Gözünün maviliğini aldığı denizi çok severdi Sakız. Onunla paylaşırdı kederini de, sevincini de. O sabah da erkenden koşmuştu mavi sevdasına, kaderinin ona çizdiği yazgıyı bilmeden. Tüm deniz emekçileri tanırdı Sakız'ı. Oturdu Niko' nun kahvesine. Niko' nun eşi Eleni,…

İzleyiciler

Boomerang

Bumerang - Yazarkafe