Kayıtlar

Yarım Kalan

Resim
Gecenin sessizliğinde adımlarını hızlandırarak yürüyordu karanlık, ıssız sokaklardan geçerken. Kaçar gibiydi, derdi sokaklar da insanlar da değildi, kendinden kaçıyordu. İnsanlar çoktan çekilmişlerdi huzur buldukları evlerine. Biraz düşünme ihtiyacı mı, huzura kavuşamamanın derin yalnızlığı mı, yolu uzuyordu. Belki de kavuşamadığı huzur için yolu bilerek uzatıyordu bu akşam. Uzaktan tekel bayiinin soluk ışığını gördü. Sigara aldı, yanında iki bira. Alır almaz yaktı sigarasını, derin bir nefes çekti içine. Bir süre oturacak yer aradı çevresinde, yorulmuştu. Biraz düşünmek istedi gecenin sessizliğinde. Gitmenin derin pişmanlığında, varamıyordu gelmek istediğine. Gitmemeliydim o partiye bu akşam diyordu sürekli kendine, birasını yudumlarken. 
Gün  farklı başlayacağını sabah uyandığında aydınlanırken göstermişti aslında. Haftanın son iş gününün neşesiyle uyandığında kahvesini hazırlamıştı. Bir süre balkonda günü hissetmek istemişti, işe gitmek için zamanı vardı henüz. Telefonunu eline al…

Sakız' ın Muhsin Aşkı

Resim
Sahil kenarında gözünün alabildiği mavilikte karşı kıyıya bakıyordu özlemle. Biraz dalgalıydı yüreği gibi, Ege bu sabah. Gözlerinin maviliğinden akan yaşları sildi usulce. Belli bu sabah gelemeyecekti o özlemle beklediği. Bir bir yanaşmıştı küçük balıkçı tekneleri, gözleri aradı Sakız ismini teknelerin yan kısmında, ama yoktu. Dün biraz rahatsız gibiydi, üşütmüştü belli , aklı kalmıştı ardında. Çorba iç dedi, sıkı giyin diye ekledi ardından. Biliyordu ki o yine bildiğini okuyacak ve onun tabiriyle artist gibi çıkacaktı, iyi giyinmeden. Bugün gelmemişti ama yarına yeni bir umut yeşertmişti. 
İlk karşılaştıkları günü hatırladı. Sabah uyandığında içinde bir neşe vardı, bir farklı olacaktı gün hissediyordu bunu. Gözünün maviliğini aldığı denizi çok severdi Sakız. Onunla paylaşırdı kederini de, sevincini de. O sabah da erkenden koşmuştu mavi sevdasına, kaderinin ona çizdiği yazgıyı bilmeden. Tüm deniz emekçileri tanırdı Sakız'ı. Oturdu Niko' nun kahvesine. Niko' nun eşi Eleni,…

Passolig Başvurusu

Resim
Büyük Altay taraftarları olarak şampiyonluklarla sonuçlanan iki güzel yılı geride bıraktık. Her birimiz hala o coşkuyu hissediyoruz eminim. Her hafta yaşadığımız heyecanlar ve  yeni hesaplarla uyandık ilk iş günlerine. Ben hala uykularımda puan hesabı yapıyor, ardından mutlulukla uyanıyorum. 
Uzun bir süredir olmadığımız ligde, biz yokken passolig diye bir uygulama başlatıldı. Anlamsız olduğunu düşündüğüm bu uygulama için geçtiğimiz günlerde Altay armalı başvurular alınmaya başlandı. Belki de bir çoğunuz benim gibi aldı bile. Hala almayanlar varsa ve internetten başvuru yapacaksa aşağıdaki adımları uygulamalı.

Kullandığımız browserin adres satırına www. passolig.com.tr  adresini giriyoruz.

Gelen  sayfada sağ üst köşede bulunan "Hemen Al" butonuna tıklıyoruz.


Kişisel bilgilerimizi giriyoruz, özellikle TC kimlik numarasının muhakkak girilmesi gerektiğini unutmayalım. Takım olarak tabii ki Altay' ı seçiyoruz. Altay' ı seçmek için satırın hemen sağındaki oka tıkladığını…

Üniversiteli Olabilmek

Resim
Hafta sonu tatilini güzel bir kahvaltıyla başlattık. Ardından bir trafiğe yakalandık ki sormayın. Yollarda geleceğimizin umutlarını gördüm. Kimi üzgün, kimi mutlu görünse de çoğu şaşkındı. Hepsinin ortak özelliği yorgun olmalarıydı. sınavlara giren öğrencilere hep içim acır. Hakkımız yok, olmamalı gencecik bedenlere yarış atı misyonu yüklemeye. 
Öğrenciliğime başlangıç yıllarımı düşündüm akmayan trafikte ilerlerken. Zaten meslek liseli olarak geriden başladığım üniversite sınavı maratonunun ilk yılında 0,6 puanla kaçırmıştım üniversiteli olmayı. Bizim zamanımızda, biz sınav puanlarımızı görmeden tercih yapardık. Ee tabii benim hedefim de bilgisayar ve elektronik mühendislikleri olduğu için epey yüksekten başlamıştım tercihlere, meslek liseli olduğumu nerdeyse unuturak. Bu arada epey de yaklaşmıştım aslında mutlu sonuca. Biraz batıda kalma isteğim olmasa, üniversiteli bile olmuştum ya, neyse olmadı sonuçta. Kişilik temeli atarken ne büyük acıydı ilk yenilgi, hem de bu kadar yakınken. …

Paşa' nın Yeni Yuvası

Resim
Gün doğmak bilmemişti o gece küçük  Osman için. Babası söz vermişti alacaktı o çok istediği köpeği. Arkadaşlarından Murat' ın köpeği vardı, Aysel' in de kedisi. Hatta hafta sonu oyun oynamışlardı Murat ve köpeğiyle. Ne çok eğlenmişlerdi tepelerden inerken. Murat' ın köpeğinin ismi Rex' ti, Rex önden gidip onlara yolu gösterirken ne çok özenmişti ona. Gelir gelmez heyecanla annesine anlatmıştı, o da çok istiyordu bir köpek arkadaşı olsun, onunla oynasın. O anda aklında sadece oyun oynamak ve biraz da popüler olmak vardı. Bakımı aklının ucuna bile gelmiyordu. Niye gelsin ki, henüz sekiz yaşındaydı ve kendisinin bakımını bile annesi babası düşünüyordu henüz.
Murat'larla oyundan döndüğünden beri annesinin başının etini yiyordu. Annesi farkındaydı sorumluluğunu üstlenmenin  bir canlının ve anlatmaya çalışıyordu küçük oğluna, ama dinler mi Osman. Henüz bebekken öğrendiği ilk davranıştı ağlayarak istediğini yaptırmak. Kucak istediğinde, ağlamanın çok işe yaradığını o kad…

Televizyon

Resim
Ülkem hafta sonu seçime gidiyor, partilerin seçim çalışmaları son hızla devam ediyor. Açıkçası ben bloğumda siyasi yazıdan uzak duruyorum, ancak siyasetçiler meslek alanıma girince dayanamadım. Malum bugün vazgeçilmez olan bazı beyaz eşyaların tarihsel geçmişi konusunda kafalar karıştı. Yine de siyasi yazı yazma niyetinde değilim, sonuçta benim mesleğim değil, bir oy hakkım var, çocuğumun geleceği için en doğru kararı verdiğimden şüphe duymuyorum bir ebeveyn olarak. Bu yazı daha çok bilgi tazelemesi olacak, belki de ilgi alanından uzak olanlar için bilgilendirme yazısı.
Televizyonun icadı yaklaşık yüz yıl önceye dayanır. İskoç mucit Baird, ilk televizyonu bir lavabo ve bir çay tenekesiyle yapmıştır. Tüm ilk buluşlar gibi ciddiye de alınmamıştır. 1922 yılında başlayan denemeler, 1925 yılına gelindiğinde adını "Stok ey Bill" koyduğu ilk ilkel televizyonunda görüntü iletiminin başarılması ile devam etmiştir.. Burada söz açılmışken Baird için de bir kaç bilgi vermek isterim. He…

Bayram Günlükleri - İstanbul

Resim
Bayram tatilini Beyaz Yakalı tabiriyle birleştirdiğimiz için bayram öncesi yola erken koyulduk. Bundan iki sene önce bayram tatili başlangıcında bir Kastamonu yolculuğumuz var ki, tam yirmi beş saat sürmüştü. Neyse bu kez yolculuk çok daha konforluydu. Her ne kadar Çeşme Otobanına ödediğim ücretin 5 mislini çok daha kısa bir otobana ödediğimin sebebini anlayamasam da, üstüne bir de fahiş sayılabilecek bir köprü ücreti ödedim. Tesellimiz süreden kazanmak oldu. 
Üniversite yıllarında tanıştığım, asker ocağım olan, ardından da damatları olduğum İstanbul' u ilk gördüğümden beri sevmişimdir. Ancak ne kadar sevsem de İzmir aşkım bambaşka. İstanbul' a her gidişimde en çok İzmir' e dönüşünü severim sözünü söylemeden de bu yazıya devam edilemez. Her geçen sene ziyaretlerimizde eşimin büyüdüğü mahalleyi biraz daha değişmiş görüyoruz. O güzelim güller dikili bahçeli evler yerini birbirinin aynısı apartmanlara bırakıyorlar. Sanırım bu da günümüzün betonlaşmış, inşaat rant sektöründe …

Bayram Günlükleri - Tavacı Refik

Resim
Farklı illerde büyümüş insanların evliliğinden şehirlerarası bayram hikayeleri çıkıyor. Biz de bu ailelerden biriyiz. Bayramlarımız İzmir ve İstanbul bayramları olarak ayrılıyor. Son yıllarda bayramlar yaza geliyor da biraz yıllık izin kullanarak uzatıyoruz bayram günlerimizi. Bu sene de yol katedeceğimiz İstanbul bayramlarından biriydi. Bu kez diğerlerinden farklı olarak telaş biraz erken başlamıştı. Ailemizin en küçük bireyi yaşam döngüsüne merhaba diyecekti derken, bir hafta da erken katıldı kızımız aramıza. Eşim ilk kez hala olmasından dolayı hem heyecanlı hem de çok mutluydu tatil öncesi. Ben de hem onun mutluluğundan keyif alıyor, hem de bebekleri çok sevdiğimden  sabırsızlanıyordum.
Yola erken çıkmak, araba kullananların tercihidir. Genelde planlanan saat ile gerçekleşen arasında bir kaç saat fark da olsa erkenden çıkılır yola. Yolda yemek için mola yerimiz, daha önce de bir kaç ziyaret ettiğimiz Karacabey' deki Tavacı Refik oldu. Mübarek ramazan ayını bitirdiğimiz bu günl…

Dünyanın Bir Ucuna Uzanan Gerçek Bir Hikaye...

''Daha iyi bir yolculuğa” ilkesiyle hareket eden Shell, dünyanın dört bir yanındaki istasyonlarıyla yolu Shell’den geçen gerçek hikayelere ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Reklam filmine konu olan hikayede ise, 15 yıllık kariyerlerini bir anda bırakan üç beyaz yakalı gencin hayallerini gerçekleştirmek için bir araya gelişi ve Mototrio isimli grubun kuruluşu anlatılıyor. Grubu kuran gençler önce Türkiye’yi, sonra dünyayı geziyorlar. Şu an Kolombiya’da olan ekip, Shell’in verimli yakıtlarıyla daha iyi bir yolculuk deneyimi yaşamaya yeni rotasında devam ediyor.Bir boomads advertorial içeriğidir.

Ege' nin Diğer Yakası - Sakız Adası

Resim
Çeşme' ye son yıllarda artan ilgi biz İzmir'lileri epey huzursuz etti. Şehrimin insanının genel özelliği , biz rahatımızı severiz, bu kalabalık keyfimizi çok fazla kaçırdı açıkçası. İzmir çevresinde bir çok sahil kasabası olmasına rağmen, üstelik Bodrum doğumlu ailenin bir ferdi olmam da durumu hiç değiştirmiyor, ben çocukluktan beri Çeşme'yi bir başka severim. Kumru yemeye Çeşme' ye gidip gelen biz, artık ne artan trafikten dolayı eskisi kadar rahatız, ne de daha fazla kar amacıyla küçülen kumrunun fiyatının bu kadar artmasından mutluyuz. İzmir dışındaki illerden  şehrimize gelenler  ekonomimizi de, trafiğimizi de mahvettiler.  Şimdi kalkıp Çeşme' ye gideceksin iki şezlong, bir şemsiye alabilmek için ortalama şehir maaşları senin en az iki katın olan insanlarla rekabet edeceksin, mümkün mü. İnsanoğlu alternatiflerini üretiyor hemen.
Hesabımızı yaptık, Ege'nin karşı kıyısına geçmek bizim gibi vize derdi olmayanlar için Çeşme' de tatil yapmaktan daha avantajl…

İzleyiciler

Boomerang

Bumerang - Yazarkafe