Ege' nin Diğer Yakası - Sakız Adası

Çeşme' ye son yıllarda artan ilgi biz İzmir'lileri epey huzursuz etti. Şehrimin insanının genel özelliği , biz rahatımızı severiz, bu kalabalık keyfimizi çok fazla kaçırdı açıkçası. İzmir çevresinde bir çok sahil kasabası olmasına rağmen, üstelik Bodrum doğumlu ailenin bir ferdi olmam da durumu hiç değiştirmiyor, ben çocukluktan beri Çeşme'yi bir başka severim. Kumru yemeye Çeşme' ye gidip gelen biz, artık ne artan trafikten dolayı eskisi kadar rahatız, ne de daha fazla kar amacıyla küçülen kumrunun fiyatının bu kadar artmasından mutluyuz. İzmir dışındaki illerden  şehrimize gelenler  ekonomimizi de, trafiğimizi de mahvettiler.  Şimdi kalkıp Çeşme' ye gideceksin iki şezlong, bir şemsiye alabilmek için ortalama şehir maaşları senin en az iki katın olan insanlarla rekabet edeceksin, mümkün mü. İnsanoğlu alternatiflerini üretiyor hemen.

Hesabımızı yaptık, Ege'nin karşı kıyısına geçmek bizim gibi vize derdi olmayanlar için Çeşme' de tatil yapmaktan daha avantajlı. Vize almak zorunda olanlar için baştan söyleyeyim. Sakız Adası' na ayak bastıktan sonra, kapıda vize alabiliyorsunuz. Sakız adasına feribot seferi Çeşme' den yapılıyor. Sabah ve akşamları olmak birer kez olmak üzere karşılıklı seferler mevcuttur. Tabii ki pasaportunuz olmak zorunda. Bir kişi için gidiş-dönüş feribot ücreti 25 Euro. Gerçi bu aralar  Türk Lirası' nın Euro karşısında aşırı değer kaybı, bu fiyatı cazip olmaktan çıkarıyor. Ancak hem Sakız Adası'ndan yapacağınız alışveriş, hem plajların ücretsiz olması, hem de free shop alışverişleriniz fazlasıyla bu fiyatı makul hale getirecektir.




Yolculuk yaklaşık 45 dakika sürüyor. Yolculuğun sonuna doğru ada güzelliğiyle sizi karşılıyor. Adanın turist profilinin Türklerden oluştuğunu anlamak zor olmuyor. Alışverişe giden de var, bikinisiyle sadece plaj için karşıya geçen de, seyahat eden de var feribotta. Adaya inince vize için kuyruk bekleyenler fazla iken, biz pasaport kontrolüne yöneldik. Henüz İzmir' de iken kiraladığım araba hazır, teslim edilmek üzere bizi bekliyordu. Eğer adaya gezme amacı ile giderseniz araba kiralayın derim. Biz günlük 25 Euro'ya kiraladık, ancak turizmin yüksek sezonunda kiralık araba bulmak zor, talepteki artış nedeniyle fiyatlar 80 Euro' ya kadar çıkabiliyor. Karşıya geçmeden kiralık araç planınızı internet üzerinden yaparsanız, orada zamanınızdan kaybetmezsiniz. Araç kiraladığımız firma bize bir de ada haritası veriyor. Gezmemizi tavsiye ettiği yerleri yuvarlak içine alıyor.  Ege Mavisi aracımıza binip, otelimize doğru yol alıyoruz. Amacımız bir an önce eşyaları bırakıp adayı keşfetmek. O anda sabah erken kalkmışız, deniz sarsmış falan umrumuzda değil, adaya kavuşmak istiyoruz.

Telefonla konuştuğum otel sahibi, yolu tarif ediyor da benim yön kavramım biraz zayıf. Sen bekle, ben sizi almaya geliyorum diyor eb sonunda, tüm kibarlığıyla. Beş dakika geçmeden çok nazik bir kızımız  yanımıza geliyor, kendisi otelin sahibinin kızıymış , onu aracımızla takip etmemizi istiyor.





Yol boyunca dar mahallelerden , yüksek duvarlı bahçeli evlerin yanından geçiyoruz. Otelimiz Sakız Adası' nın Kambos köyünde. Kambos narenciye bahçeleriyle çevrili bir köy. Tarım ve turizm içeçe geçmiş bu köyde.  Sokaklar oldukça dar ve evler birbirine çok benziyor. Konaklayacağımız yerin diğer evlerden ayırt edici bir özelliği yok.


,

Bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine, şu aralar Türkiye'den otel ayırtamadığınız siteden rezervasyon yaptırdığımız Voulamandis House' a ulaşıyoruz. Sahibi Mike Türkiye' den göç etmiş bir ailenin mensubu. Bizi almaya gelen kızı yardımcısı konumunda, bir aile işletmesi. Aslında burası mandalina bahçesi içinde büyük bir rum evi. Açıkçası almaya gelmeselerdi, bulmakta zorlanacağım kesindi. Sanırım onlar da bunu biliyor olmalı ki hemen almaya geliyoruz dediler.




Odalar bu ağaçların tam karşısında, yeşilliklerin içinde. Oda dediğime bakmayın, aslında apart tanımı daha uygun. Her birinin içinde banyo/tuvalet, yatak odası, açık mutfak ve giriş salonu var. Ayrıca her odada internet mevcut, hatta bizim odada laptop bile hazırdı. Bilgisayar, fırın, su ısıtıcı odanın içinde mevcut. Ücret öderken de kişi hesabı değil, oda hesabı ödüyorsunuz. Gecelik fiyatı, kahvaltı dahil 40 Euro civarında.




Mis gibi mandalina kokusu alıyorsunuz. Üstelik ağaçtan mandalina koparıp yeme zevkini de size yaşatıyor bu güzel ev. Bodrum' lu olarak mandalinamızla çok övünürüz biz. Farklı bir aroması ve kokusu vardır. Ben .Gümüldür mandalinasında o tadı hiç alamam, tanınan bir mandalina türü olsa da. Ancak Sakız Adası' nda mandalina gerçekten güzeldi. Kahvaltıda bizi evde yapılmış reçeller bekliyordu, bahçedeki meyveler kullanılmıştı. Bizi alan güzel kızımız ben yaptım dedi. Lezzeti o topraklardan göç eden ailemin yaptığından farksızdı. 




Kahvaltı diğer Avrupa ülkelerinden farklı olarak bizim kültürümüze yakındı. Börek, çörek, yumurta, marmelat, domates, peynir ve portakal suyundan oluşuyordu. Çay tabii ki vardı, hem de taze demlenmişti. Kahvaltı ile birlikte Sakız Adası' nı keşfetmeye iyice hazır hale gelmiştik. 





Sakız Adasında 66 adet köy var, maalesef hepsini gezme şansımız olmayacak. Christos bize güneyi tavsiye etmişti. Öncelikle merkezden başlayalım istedik. Zaten çoğu levhada Chios yazısını görüyoruz. Chios, Sakızın İngilizce ismindeki karşılığı, aynı zamanda ada merkezinin de ismi. Merkezde, Osmanlı yapılarından Melek Paşa Çeşmesi ve günümüzde Bizans Müzesi olarak kullanılan Sultan Abdülmecid’in inşa ettirdiği, sağlam mimarisiyle bilinen Mecidiye Camisini ziyaret ettik.  Biz gittiğimizde cami tadilatta idi. Maaalesef bir çok noktası ziyarete kapalıydı. Şehrin ana meydanı Vounakiou Meydanı ' dır. Meydan çevresinde Vomeros Kültür Merkezi ve Aya Iakovos Kilisesi yer almaktadır. 




Sakız Kalesi Kastro' ya girdik. Adanın orta çağ ve modern tarihinde hem sivil hem de askeri merkez olarak önemli bir rol oynadığı bilinir. Kale , Latin Keşiş ikametgahı idi. Türk hakimiyeti sırasında, kale sadece Türkler ve Yahudiler  tarafından yerleşke olarak kullanılmıştır. Kalenin ana sokağında Bayraklı Cami ve Eske Cami bulunur, Türk hamamlarını barındırır.




İçeride küçük bir Osmanlı mezarlığı da vardır. Osmanlığı egemenliğinde kalan adada Osmanlı eserlerini, kalıntılarını görüyorsunuz. Hem turist profili, hem Türkiye' ye konşu olması, hem de mübadelenin etkisi olarak, Yunancadan sonra en çok konuşulan dil Türkçe. Adada iletişim kurabilmeniz için Türkçe fazlasıyla yeterli oluyor. 



Kafelerde dinlenip, bir şeyler içebilirsiniz. Sıcak havada bir nebze soluk alabilmek için çok güzel mekanlar. Sakız Adası, yemek konusunda aç kalmayacağınız bir yer. Özellikle deniz ürünlerinde hem lezzet, hem porsiyon, hem de fiyatlarıyla diğer Avrupa şehirlerinden çok ucuz. Severseniz kalamar yemenizi özellikle tavsiye ederim. Kalamarı yapmayı bilmeyenler lastik gibi yaparlar. Türkiye' de bir porsiyonuna ödeceğiniz ücrete, Sakız' da iki porsiyondan fazlasını hem de parçalanmamış halde tüketebilirsiniz. Keşke kur farkı bu kadar olmasaydı da gönül rahatlığıyla ucuz diyebilseydim.



Sakız Adası, oldukça zengin ve köklü bir geçmişe sahiptir. Sakız adasından ilk söz edenler  Herodotos ve coğrafyacı Strabon' dur. Amerika' yı keşfeden Kristof Kolomb' un Osmanlı idaresi altındaki Sakız’da dünyaya geldiği ve Pirgi' de yaşadığı söylenir.  Antik çağların en büyük destan yazarı Homeros’un İzmir’in Bornova ilçesinde doğup, Sakız Adası' nda yaşadığına ve önemli eserlerini adada yazdığına inanılır.



Köylere doğru yöneldiğinizde adada Mastik olarak isimlendirilen sakız ağaçlarını görüyorsunuz. Sakız Adası' nda içinde mastik (sakız) bulunduran bir çok ürün satın alabilirsiniz. Marmelattan, uzoya uzanan geniş bir ürün yelpazesi var. Hatta sakız şurubu, sakız esansı tarzı ürünleri tatlılarınızda, hatta kahvenizde aroma olarak tüketebilirsiniz.


                            


Sakız ağacı  maki bitki örtüsü içinde yer alan çalı formunda bir bitkidir. Akdeniz kıyılarında doğal yayılış gösteren bu bitki türü Yunanistan’ın Sakız adasının güneyinde, hemen hemen aynı ekolojiye sahip olan Türkiye’nin batısındaki Çeşme yarımadasında bulunmaktadır. Damla sakızı, ağacın gövde ve kalın dallarının yaralanmasıyla elde edilmektedir. Damla sakızının sağlık açısında yararlarını ilk dile getiren de adada yaşayan Heredot olmuş. Naturel olarak çiğnenen damla sakızı sindirimi kolaylaştırırken, nefes açıcı etkide de bulunur. Doğal damla sakızı kandaki kolesterol seviyesini düşürerek kalp krizi ve yüksek tansiyon riskini azaltır. Ülser ve gastriti tedavi ettiği söylenir. Ayrıca antiseptik özelliği nedeniyle yara merhemlerinde kullanılır. Ancak bu değerlendirmeler ansiklopedik bilgidir, doktora görünmeden ve doktor kararı olmadan bu dertlere çözüm için kullanılmamalıdır. Sağlık dışında en çok gıda ve kozmetik ürünlerinde karşımıza çıkar sakız.


14. ve 15 yy. da Cenevizliler tarafından adada sakız köyleri kurulmuş. Armolia köyü bunlardan biri. Bu köy çömlek yapımı ve seramik işçiliği ile adını duyurmuş. Burada çömlek yapımını izleyebilir, isterseniz bir çok çeşit çömleklerden satın alabilirsiniz.

Pirgi, adını köyün meydanında bulunan kalesinden almıştır, Kale gibi inşa edilen Pirgi evleri, köyü koruma amaçlı bir duvar oluşturacak şekilde yapılmıştır. En öenmli özelliği evlerin dış yüzeyinde kullanılan geometrik şekillerdir.




Kristof Kolomb' un Amerika keşfine çıkmadan önce bu köyde yaşadığı rivayet edilir. Kilisesi de bu güzel süsleme sanatı ile şekillendirilmiştir. Köy çok huzur verici. Sakızdaki çoğu köyde, türk kahvelerinde görmeye aşina olduğumuz kasketli amcaları görürsünüz. Benim ailem bu topraklardan mübadele ile Türkiye' ye yerleştiklerinden buradaki köylerde gördüklerim çok bendendi, benim kültürümü yansıtıyordu.



Olympi köyü korunmak için kale gibi yüksek duvarlı inşa edilmiş, dar sokaklarda taş evlerden oluşan bir köydür. Kapı önünde oturmak, gelen geçen komşuyla iki laf etmek günümüzde de geçerliliğini koruyan eski geleneklerdendir.. Babaannem de kapı önünde otururdu akşamlar, karşıdan gelen bir Girit göçmeniyse, giritlice hatır sorarak başlarlardı derin sohbete. Yine babaannemden çok iyi bilirim. Kocası ölen kadın, kalan ömrü boyunca siyah giyer bu topraklarda. Yazgısının dışa vurumudur siyah giymek, aslında düşününce çok da hoş olmayan bir etiketlenme.




Mesta, yine korunmak için labirent şeklinde inşa edilmiştir. Ada saldırılara açık olduğu için tüm yerleşimini koruma güdüsüyle yapmış. Bu nedenle ada boyunca her köyde korunaklı ve kale gibi yapılarla karşılaşıyorunuz.

       
                             


Mesta' da bir teyze yanaşıyor yanımıza. İngilizce biliyor musunuz diyor, yarı Türkçe yarı İngilizce anlatıyor buraya yerleşme hikayelerini. Teyzeme çok benzetiyorum konuşma tarzını. Tüm kıyı Egeliler gibi Sakız Adası sakini de çok sıcakkanlı. Avlulardan yüksek sesli kahkahalar duyuluyor. Bir an kendimi Bodrum' da Kumbahçe Mahallesi' nde hissediyorum. Kumbahçe ağırlıklı olarak Girit' ten gelen göçmenlerin yerleştikleri mahalledir. Mahalledeki kahvenin aynı ortamını Mesta' da gördüm desem, inanır mısınız? Dile gelecek çok hikaye vardır, egenin iki yakasının yazgısıdır tüm bu hikayeler. Egenin İki Yakası hikayelerinin bir parçası olmakla her zaman gurur duymuşumdur.





Sakız plajları ile de çok popüler bir ada. Benim gibi Çeşme denizini sevenler için önemli bir alternatif. Ben Komi plajını öneririm. En popüler olan ise Karfas halk plajı. Ancak burası adından da anlaşılacağı üzere kalabalık olabiliyor. Araç kiraladıysanız koy alternatifleriniz çok fazladır. Daha güzel yerler bulacağınıza eminim. 




Harika bir haftasonu geçirdiğimiz Sakız Adası' ndan ayrılmak kolay olmuyor tabii ki, önce sorunsuz bir şekilde kiraladığımız aracımızı teslim ettik. Ardından feribotu beklemeye başladık.

Çeşme' ye bu kez karşıdan bakarak, feribotta içtik kahvelerimizi. Hala Sakız Adası' nı ziyaret etmediyseniz, yaz geldi ada sizi bekler.






İzleyiciler

Boomerang

Bumerang - Yazarkafe