Bir İlişi Hikayesi-3

İlişi Köyü' nde Cenevizliler, Danişmentliler ve Bizanslılar yaşamışlar. 1213 yılından sonra Türk egemenliğine girmiş olan köyün adı 1963 yılında Yakaören olarak değiştirilmiş. Ancak halk arasında hala İlişi ismi ağırlıklı olarak kullanılıyor. Hatta Kastamonu Otobüs Terminalinde Yakaören' e gideceğim dediğimde bana orası da neresi diyen bile oldu.  İlişi' de her bir ev bir köy ismiyle anılıyor. Ailenin ya da kişilerin lakaplarına göre evlere köy isimleri verilmiş. Başlangıçta anlamak zor da olsa bir süre sonra alışılıyor. Haseka Köyü'nde başlayan, köyün çarşısında bitecek köy turumuza devam ediyoruz.


Bizi bu kez üstü açık, çok da sağlam izlenimi yaratmayan yeni bir köprü karşılıyor, biz üzerinden geçerken tahtalar yorulduklarını anlatırcasına sallanıyorlar. Biz de bu fırsatı kaçırır mıyız, oğlumla birlikte üzerinde biraz hareket ederek eşimi korkutuyoruz. Bu köprü yeşilin arasından güzel bir kadının boynunu süsleyen gerdanlık gibi uzanmış, çayın bir ucundan diğer ucuna. Burada sadece beş dakika mola vermek bile insan yaşamına yarım saat katar.




Buz gibi suyuyla uzanıyor İlişi Çayı boylu boyunca, bizim huzur dolu anlarımıza. Çay çok dingindi o gün. Bazen bir delikanlının isyanına ortak olur, çoşkuyla akar, bazen de yeni gelin edasıyla böyle sessiz sakin olurmuş. Ne sırlar, ne yaşanmışlıkları taşır bir o yana bir bu yana, bilinmez. İnsanda hemen ayakkabıyı at, ayağını sok suya hissini fazlasıyla yaşatıyor yol boyu.

Yoruldun mu dinleneceksin arkadaş, acele etmeyeceksin. Yudum yudum çekeceksin nefesi içine. Duyumsayacaksın yeşil dalların ardındaki kuş seslerini, yüreğinin derinliklerinde hissedeceksin çayın çoşkulu kahkahalarını. 




Yol Boyunca meyve ağaçları yarenlik ediyor  bizlere.  Meyvenin  en   cazibeli
renklerini görüyoruz dallarda. Yıllar önce, üniversite stajımı köy santrallerinde yapmıştım. Ordan kalan bir söz vardır kulaklarımdan gitmeyen. Yol üzerindeki ağaçlardaki meyveler göz hakkıdır. O ağaçlardan dilediğiniz kadar meyve toplayabilirsiniz, tek şartla daha içerilere girmeden.



Çarşı' da bizi sevimli bir aile karşılıyor. Tüm korkuma rağmen, uzaktan çok sevimli buluyorum bu aileyi. Aslında daha kalabalıklar, ancak an itibariyle anne ve iki yavruyu görüntülemişim. İlgi bekliyorlar, birileri gelsin karınlarını doyursun diye meraklı gözlerle bakıyorlar insanların dünyasına.


          


Bir de ilgiden çok hoşlanmayan bir köy sakini var. Her ne kadar ailemin göç ettiği diyarda çok lezzetli olduğu bilinse de, benim ailemin yemek tercihleri arasında hiç olmamıştır. Ancak bildiğim bir gerçek var ki, salyangozlar çok temiz hayvanlardır ve insanın ayak bastığı yerlerde gezmekten hoşlanmazlar. Bu da köyün temizliğinin başka bir tasviri olmalı.



Çarşı şık mimarisiyle dikkat çekici. Köyün çarşısında güzel bir otel yer alıyor. Aslında karşılıklı iki otel var. Ancak mimari yapısıyla Konak Otel benim dikkatimi çekiyor.


Konak Otelin hemen yanında yer alan Musa Reis Zade Konağı ise yöresel lezzet merkezi adeta. Bazlamaç çeşitlerini özenle yapan bir yer. Benim en keyif aldığım yerlerden biri oldu. Tüm bazlamaç çeşitlerinden tattığımı söylemeliyim.

   

Bazlamacın aslında gözlemeye benzeyen bir yapısı var. Ancak gözlemeye göre hem iç malzemesi fazla, hem hamuru daha kalın, hem de çok daha büyük. Sade, patatesli, kıymalı ve peynirli yapılır. İlişi sakinleri evlerinde de hamur işlerinde çok becerikliler. Bir öğün için çok güzel bir seçim. İlişi' den,  meşhur kaşık helvasını denemeden sakın dönmeyin derim. Konak' ta gelen misafirlere sunulan lezzetlerden biri de kaşık helvası.
                                                                                  
İlişi' ye veda vakti geldi. Yurtiçi, yurtdışı bir çok seyahatlerim oldu. İlişi, eve geri dönmek istemediğim ender yerlerden biri olarak kalacak dimağımda. Güle Güle İlişi, hoşçakal hırçın Karadeniz.




Yorumlar

İzleyiciler

Boomerang

Bumerang - Yazarkafe