Memleketimden Akşam Yansımaları

Haftanın ilk gününün sendromunu hissettirmeye başladığı saatlerde, hem market hem de fırından pide almak için çıktım dışarı. Saatlerin ilerlememesini istediğimiz zamanlarda koşturan dakikalar hafta içi bize nazire yaparcasına tembellik yapıyor adeta. Siz dinlendiniz, sıra bende mesajı veriyor çalışanlara. 

Bizim buralara yaz çabuk geldi, zaten biz kışlıkları çıkarır yazlıkları giyeriz. Mevsimlik dediğin bizde gereksiz masraftır, baharı en kısa ildir bizim memleket. Anlayacağınız sıcak fena halde hissettiriyor bir kaç gündür. Biz millet olarak çok sevdik büyük marketleri, alışveriş merkezlerini. Geçen yıllarıma dönüp bakıyorum, oysa ne kadar özeldi mahallenin bakkalı, manavı, kasabı. Abim bir dönem mahalle bakkalı olduğundan bakkalları biraz daha iyi  tanırım. Mahalle bakkalı, sıkıştığında maaş alınca öderim dediğimiz kişiydi, şimdilerde markete diyemediğin. Aslında tüm mahallenin sıkıntılarından, sevinçlerinden haberdardı mahalle bakkalı.  Bazen sen söylemeden kalsın sonra verirsin derdi, bilirdi baban hastanede ameliyat olmuş ya da düğünün var masrafın çok. Ben de markete gidiyorum, mahalle bakkalı kalmadı ki kalanlar kısıtlı ürün satıyor. 

Market kalabalık, telaş var. Kimi akşama yemek derdinde, kimi sabah için kahvaltılık. Dikkat ediyorum nakit ödeyen yok, kredi kartlarımız var ya cebimizde, umarım karşılığı olan harcamalardır yapılan. Marketlerde kasiyerlere dikkat ediyorum, market çalışanlarının müşterilere davranış şekilleri marketin büyüklüğüne göre değişiklik gösteriyor. Reklam olmasın diye isim yazmadan size anlatayım. Turuncu renkli büyük market kasiyerleri insanlarla mesafeli, saygılı, profesyonelce işlerini yaparken, mavi renkli son yıllarda her mahallede olan en çok şubeye sahip marketin kasiyerlerinde müşteri ile ilişki mesafesi pek korunmuyor. Müşteri ile samimi sohbetler bazen yerini resmiyeti kalmayan hitap şekline dönüşüyor. Hatta müşteri yanında arkadaşına bağırmalar, kızmalar, kavgalar, seslenmeler. İşin kötüsü müşteri de buna alışmış durumda yadırgamıyor durumu. Kasaya geliyorsun kasiyer yok, yerleri siliyor, gayet rahat bekleteceğim biraz diyor. Ben müşteriyim neden bekliyorum diyen bile yok. Düşünsenize turuncu olanda aynı hitap şekliyle bekle abla, orda biraz bekle amca deseler, eminim çoğumuz şikayeti yapmıştık bile. Sözün özü müşteri profili çalışan profilini belirliyor.

Fırına geliyorum, pide daha çıkmamış bekliyor insanlar. Ön sıra tamamen yaşını almış insanlardan oluşuyor. Hallerinden o kadar memnunlar ki pide ne kadar geç çıkarsa o kadar iyi onlar için belli. Her akşam sırada bekleye bekleye ahbap olmuşlar. Sosyalleşme olarak değerlendiriyorlar pide kuyruğunu. Şakalar, takılmalar, gülümsetiyor bekleyenleri.  Pide cemaati kurmuşlar,  bir yandan da sıranın düzeniyle de ilgililer. Biri ekmek alacak olsa hemen yol açıyorlar ona, öne geçiriyorlar. Kendilerine verdikleri bu görevi çok önemsiyorlar. Sırada en küçük bir düzen bozukluğu olsa, küçük bir tartışma çıksa , hemen el koyuyorlar duruma. Bir tanesi üç tane pide istedi, hemen el koydular duruma sen her gün iki alııyordun bugün niye üç. Amcam bugün daha çok acıktım, yemek yapmadık kahvaltı yapacağız akşam daha çok pide yiyeceğiz oldu mu. Yok olmadı ikna olmuyor kalırsa israf olurmuş. Sırada beklemek kadar bu ekibi de ikna etmeniz lazım. Biri dedi anneme alıyorum bir tane, hemen atladılar her zaman al annene. Kadın yalnız evde olmuyor her akşam kardeşlerime gidiyor diyor yok sen hep bir fazla al diyorlar. Bir de tanıdık mevzuu var, uyanıklar tanıdıkları önde biri varsa sohbet bahanesiyle pideyi ona aldırıyorlar, sen kendini biraz daha  kötü hissediyorsun kimin umurunda. Bir de yumurtaları ile gelen amcalar var, onlar ayrıcalıklı sırada saygıyı hakediyorlar. Hemen öne alınıp yumurtalar teslim ediliyor. Eğer yumurtayı önceden verdi , almaya geldi ise parolayı söylüyor. Ben yumurta vermiştim almaya eldim, hop en öne geçiyor. Fırıncı da onun pidesine daha çok susam koyuyor, gözümden kaçmadı. 

Tüm bu hengame devam ederken fırının önünde belediye otobüsü bozulmaz mı. Zaten bizim caddenin akşam trafiği berbattır. Bu durum Bornova' nın giriş noktasına kadar trafik yaratır.  Yok çalışmıyor, Teknik servis gelecekmiş, bu trafikte nasıl gelecekse. Tam o anda kurtarıcı amcalar çıktı ortaya. Hemen esnafa, kaldırıma ayar verdiler,  güvenliği ele aldılar. Pizzacının motorsikleti bile içeri sokturuldu. Biraz trafik polisi biraz muavin edasıyla otobüslerin bile geçebileceği şerit açtılar. Ama havaları göreceksiniz, bir şoför kaldırıma çıkıp inerek geçti. Adama pencereyi açtırıp sen nasıl şoförsün diye fırça atmalar, kaldırımdaki insanlara tepkiler falan. Mahalleyi amcalar ele geçirdiler. Birileri pide sırası düzenliyor, birileri yol açıyor.  Memleketimin insanı bayılır zaten bu tip yardımlara. Sokakta bir dayak terörü yaşansa izleyecek amcalar, gerçi bizim şehirde pek olmaz bu tepkisizlik, pide sırasına kayıtsız kalamazlar. Memleket insanımın iki yüzlü yardımseverliği.






Mis gibi pide kokusu geldi, bu arada zaman geçmiş pideler pişmiş. Hayırlı iftarlar, iftar sonrası kahvemizi içerken blogları ziyaret edelim derim. Bu aralar blog dünyası çok sessiz yine, hareketlendirelim olur mu.




Yorumlar

  1. insan bir umut belki başka yerler de hayat daha iyi daha güzel daha samimi güzel yerler vardır der içinden ama ne yazık ki her yer aynı .
    Turuncu ,mavi :)
    Ellerine sağlık emeğine sağlık.
    İftardan sonra çay içilir :))

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Samimiyetsiz demeyelim de farklı bir milletiz diyelim. Davranışlarımız değişkenlik gösteriyor. Bazen ne lazımcılık var, bazen de gereksiz ilgi. Ortasını tutturamıyoruz. Minibüste hemen bir gönüllü muavin çıkar, ama sokakta önünde yere çöp atılsa aynı kişinin sesi çıkmaz. Turuncu, mavi anlaşılır oldu sanırım, isim vermeden başka türlü belirtemedim. Eğer her ikisine de gittiyseniz çalışan davranışlarından çözersiniz zaten. Çay da olur :)) Teşekkürler..

      Sil
  2. Hahahaha yine keyifli bir yazı okudum.
    Öyle güzel bir kalem ki sanki o pide kuyruğunda bende vardım .
    Ah o amcalar yok mu o amcalar.
    Marketlerle ilgili tespit harika . Ben de mümkün oldukça mavilerden kırmızılardan uzak duruyorum. Bazen de çok yakınımda olmaları nedeniyle gitmek zorunda kalıyorum.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, hepimiz aynı olaylara şahit oluyoruz zaten. İnsanımız üç aşağı beş yukarı aynı davranışları sergiliyor. Pide kuyruğu biraz da sabırsız oluyor. İnan benim bile kuyruk arkadaşlarım oluyor artık :)) Kırmızı da aynı mavi zaten. Birbirlerinin kopyası gibiler.

      Sil
  3. Ne güzel bizim buralara da hemencecik yaz gelse keşke. Yaz ayını çok severim. Pide kokusu beni çocukluğuma götürür hep. Az sıra beklemedik fırın önlerinde. O amcalardan çok çektik çok :)
    Bu aralar maalesef öyle blog dünyası sessiz, içine kapanmış gibi.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben de yaz sevenlerdenim. Şöyle Çeşme' ye gidip gelmek gibisi var mı. Ben hala sıra beklyorum pide için :)). Bu gidişle ben de amcalarla arkadaş olacağım. Blog dünyasını biz istersek hareketlendirebiliriz.

      Sil
  4. Çocukluğuma döndüm yazınla.. Eskiden oturduğumuz ilçede 'bakkal' bir taneydi. Bak küçük marketler, büfeler vardı ama bakkal tekti. O bakkalda her şey bulunurdu. Gıda da bulabilirdin manifatura mağazasıda.. Zaten ilçenin ilk bakkalıymış. Yaşlı bir bakkal amcaydı. Böyle farklı marka bi sakız gelirdi ona; o sakızdaki kartları biriktirip top filan alırdık. Leblebi tozu da vardı sanırım onda. Ben leblebi tozunu son deneyimleyenlerdenim. O küçük marketleri sevmezdim çünkü kazıklardı. Hiç unutmam o ilk market zincir mağazanın bir şubesinin açılışını. Sevinmiştim. Şu anki ildeki avm de açılalı çok olmadı. Ancak ne yalan söyliyim ben avmleri ve avm mağazalarından alışverişi severim. Çünkü yaşadığım yerin esnafı genel olarak kazıkçı diyebilirim. Bir de pek böyle sonra verirsinci sıcakkanlı değillerdir; almıcaksan bakma tipindedirler.. Ha misal o başta anlattığım ilçed3 hepi topu 3 giyim mağazası vardı; hepsi de kazıktı. Çok gömdüm esnafı ama geneli böyleydi. Kurumsallığı seviyorum ve dırdırcı olmayanları da.. Maalesef sizinki gibi esnaf olarak tek anım bir bir arçelik mağazasından orta 3e giderken elden taksitle çaycı almıştım anneme, anneler günü hediyesi. Adamın elden taksitle orta okuldaki bir çocuğun sözüne güvenme sebebi ailemi biliyor olmasıymış bunu sonradan öğrendim.. Ay ne yazdım! Pide anıları bende de var. Bak marketlerden ekmek almaktansa yerel fırını tercih ederim ;)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Leblebi tozu, hep düşünürüm biz boğulmadan nasıl hayatta kaldık diye. Sonra gülerim kendime, bu leblebi tozu bildiğin tıkayıcı bir yiyecek. Allah2 tan oğlum bilmiyor, bazen tesadüfen büyüdüğümüzü düşünüyorum. Sanırım İzmir genelinde insanlar sıcakkanlı diyerek bundan da pay çıkarayım :)). Valla ben esnaf çocuğuyum, iyi gömdün. Pide anılarınızı okuruz yazarsanız. Sıcak pide candır.

      Sil
    2. Her esnaf bir değil benim anılarım bizim bölgeyle sınırlı ;) Ah eveeet sıcak pide candırrrrrr Yazarım bi ara pide anılarımı neden olmasın ;)

      Sil
    3. Biliyorum, şaka yapıyorum. Her meslek dalında farklı davrananlar vardır. Bekliyoruz pide anılarınızı :))

      Sil
  5. GÜNDÜZ DIŞARI ÇIKMA YASAĞI BAŞLADI YİNE BORNOVA'da
    pide işini erkeklere yüklesek de ev içinde bile bu gün Haziran sonunda mıyız dedim

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sorma, biz kombiyi kapatıp klimayı açıyoruz. Faturalar hiç azalmıyor :)) Deniz sezonunu açabiliriz artık, karpuz da çıktı. Bayramda boşalır şehir yazlıklara doğru.

      Sil
  6. Bizim buradaki pide kuyruğu da bir saat sürüyor :)

    Sizin oralara geldim sanki, yaşlı amcalar her yerde aynı gibi:D

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Her yerde aynılar, sevimliler yine de. Bir akşam görmeyince sağlıklarını merak ediyorum. Her zaman bekleriz şehrimize, kahvemiz var kırk yıl hatırı olan.

      Sil
  7. Fırından ne çok hikaye çıktı, ağzınıza sağlık :)) Yurdum amcaları :)) Sanırım ben de yaşlandım ki böyle muhabbetlere bakkalda mavanda vs. hep katılır oldum, bir de gelene gidene yardım vs :))) Olmuşum artık :)) Sabah sabah iyi güldüm.
    Pidede gerçekten koktu burnuma misss gibi :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Fırıncı çocuğuyum daha ne hikayeler var bende geçmişten kalan. Yurdum amcaları çok sevimliler. Yok ya genciz daha, ben 30+ da sabitledim yaşımı, her yıl 30 yaş mumumu söndürüyorum.

      Sil
  8. Çok keyifliydi yazdıklarınız, gözlem ve tesbitler şahane :)

    YanıtlayınSil
  9. Aynen dediğiniz gibi biz baharı çok az bazen de hiç yaşayamayan bir şehiriz. Ama olsun biz İzmirli olmaktan çok mutluyuz. Bizim mahallede hala bir bakkalımız var marketlere inat ben herşeyimi neredeyse ondan alıyorum. Yok yok bizim bakkal amcada . Gerçekten de mis gibi pide kokusu geldi burnuma . Hayırlı Ramazanlar sevgiler hemşerim 🙏

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İzmir' li bir insan İzmir dışında yaşayabilir mi? Ben yaşayamam kesinlikle. Her zaman İzmirli olmakla gurur duydum, yaşadığım sürece de gurur duyacağım. Hayırlı ramazanlar hemşehrim, sevgilerle..

      Sil
  10. Maalesef insan çok farklı davranıyor şairin dediği gibi
    Herşey akar insan tarih su ve fikir
    Oluklar çift birinden nur akar diğerinden kir

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok güzel. Yorum ve katkınız için çok teşekkür ederim.

      Sil
  11. Pide sırası mühim ya.. iftaara sıcak pide gibisi yok, o yüzden daha erken saatte çıkan pide alınmaz illa iftara doğru gidilir fırına

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Soğuk lezzetli olmuyor zaten, boyoz gibi sıcak yenmeli.

      Sil
  12. Çok güzel anlatmışsınız . O eski mahallenin bakkalı, manavı, kasabı muhabbeti bir başkaydı. Dediğiniz gibi büyük marketlerde müşteri saygı fazla yok benimde bir kaç kez başıma gelmişti. kasada bekliyorsun kasiyer mesaj yazmakla meşgul, mesajını yazdıktan sonra sizle ilgileniyor. Pide kuyruğu amcalar ramazan ayının olmazsa olması bence :) . saygılar

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. İşte tam olarak da bahsettiğim bu, müşteriye karşı ilgisizlik, önemsememek. İşin acı yanı müşteriler de bu duruma alışmış. Amcalar hep var olsun :)))

      Sil
  13. Pidenin kokusunu taaa şuracıkta hissettim. Yurdum insani ayri bir guzel ama sizin kaleminiz apayri

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel bir yorum, ayaklarım yerden kesildi. Çok teşekkür ederim, o sizin bakışınızdaki güzellik.

      Sil
  14. Mis gibi pidenin kokusu burnuma geldi. Sicak havalari bize de gönderin 😊

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Valla o koku gitmiyor da, kiloları da artırmasa keşke. Sıcak havayı hemen gönderelim, zira bunalmaya başladık.

      Sil
  15. Hemen karşımızda simit fırını var. İftar saati Ziraat Bankası maaş kuyruğuna dönüyor. Benimde böyle anılarım oluyor. Çok güzeldi:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Gevrek de candır, biz boyoz ve gevrek yemezsek kahvaltı yapmış sayılmayız. Çok teşekkür ederim.

      Sil
  16. Market konusunda katılıyorum size. Ben de isim vermeyeyim. Bazılarında
    laubalilik var. Kasada insan bulunmaması da sıkça rastlanan bir durum.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Aslında tam da tanımı bu laubalilik, bunu da az personel çalıştırarak fiyatların daha makul tutulmasıyla anlatıyorlar olsa gerek. Benim takıldığım biraz da personel profili ki buradaki anlatmak istediğim insan değil aslında eğitim yetersizliği. Ben personellerine gerekli eğitimleri verdiklerine inanmıyorum. Katkınız için teşekkürler..

      Sil
  17. Zor bir gün olmuş, akşam telaşına yakalanmamak için elimden geleni yapıyor :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Akşam telaşı bazen güzel oluyor, şehrin havasını kokluyorsunuz :))

      Sil
  18. mis pide kokusu burnuma geldi adeta

    YanıtlayınSil
  19. Gideceğim yerden ziyade yoldan keyif almaya çalışırım. Eğer pide kuyruğuna gireceksem oradaki zamanı da keyifle geçiririm, tıpkı sizin amcalar gibi. Büyük marketlere ayda bir gidiliyor ama bahsettiğiniz her sokakta açılan marketlere her gün. Günlük müşteri ile kurumsal kimliklerinin verdiği mesafeyi koruyamadılar. Bu halleriyle mahalle bakkalını yaşatıyorlar gibi...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ne yalan söyleyeyim ben de acelem yoksa keyif alıyorum. Yok o değişmiyor nerdeyse her gün uğradığım turuncu market kasiyerleri mesafeyi koruyorlar. Her günün getirisi merhabalaşma oluyor ama laubalilik asla. Benim fikrim diğerlerinde eğitim eksik, müşteriyle nasıl iletişim kuracaklarını bilmiyorlar. Mahalle bakkalı müşteri içeri girdiğinde sen bekle ben yeri siliyorum demiyor ki, ya da ben rastlamadım. Bu maaş düzeyi, işe alımn süreci en çok da eğitimle ilgili bence. Katkı ve yorumunuz için çok teşekkür ederim.

      Sil
  20. Kahvemi aldım blogları dolaşıyordum yazının son kısmını görünce hafif bir gülümse peydah oldu :)
    Pide cemaati olayını da çok sevdim, keşke her cemaat böyle zararsız olsa mutluluk aşılasa.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Keşke, en azından insanlardan para toplamıyorlar, din sömürmüyorlar, haksız para toplamıyorlar. Bir hoş sohbet en fazla biraz huysuzluk, çokça sevimli. Teşekkür ederim.

      Sil
  21. Almanyada pide kokusuna hasretiz:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. keşke sıcak gönderebilsem, gerçi artık ramazan sonrası da bulunabiliyor. Bretzel de pidenin yerini tutmaz ki.

      Sil
  22. hehee çok tatlıydıııı tam dizilik tam yurdum insanı işteeee :) bakalım ne zaman bir kuzey avrupa ülkesi gibi almanya filan gibi olcaz yaniiii :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yok ya olmayalım, kültürümüzü koruyalım diyeceğim de o da pek mümkün görünmüyor. Nerde çocukluğumun Türkiye' si. Yurdum insanı iyidir, güzeldir de biraz okusa, biraz daha düşünse, kimse tutamayacak aslında.

      Sil
  23. Her zaman yorum yapmasam da her takip ettiğimi okuyorum muhakkak:) Kaleminize sağlık! Sevdim ben bu pide cemiyetini:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Ben de seviyorum bu amcalarımı:))

      Sil
  24. Eskiden pide kuyrukları hoş bir ritüeldi. Ezana yakın gitmek ve sofraya sıcak pide getirmek bizlerin göreviydi. Ama şimdilerde ne yazık ki çocuklarımızı pide kuyruğuna gönderemez olduk.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çocukken de ben gidiyordum, hala ben gidiyorum :)) Bizxim nesilden sıra hiç gitmiyor. Çocuklarımıza görev ve sorumluluk vermedikçe onlara iyilik yapmıyoruz maalesef.

      Sil
  25. İzmir bayramı beklemeden kendini Çeşme'ye attı bile:) Hafta sonları iyice boşalıyor artık. Ramazan deyince aklıma gelen ilk nesnedir pide. Şöyle bir parça koparınca üzerinde dumanı tüten, çörek otu ve susamı ile lezzeti katlanan bir nefaset. Uzun yıllar dışarıda kaldıktan sonra memleketime döndüm. Bu süre zarfında muazzam göç almış. İzmir'in bir de görünmeyen yüzü var bu bakımdan. Umarım onları güzel kültürümüz ve Atatürk sevgimizle asimile edebiliriz:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben bayramda çalışacağım, bomboş olur İzmir sokakları, biraz nefes alınır. Sormayın özellikle İstanbul' dan çok fazla göç aldık. Çeşme maalesef bundan çok olumsuz etkilendi. Hem fiyatlar hem de kültür erozyonuna uğradı. İzmir insanı güler yüzü , kültürü ve şehrine olan sevgisiyle onları da kendi kültürümüze adapte ederiz. Esas sıkıntı Suriyeli sayısındaki artış, bu bize sıkıntı yaratabilir. Atatürk sevgisi bize dedelerimizden miras, çocuklarımıza aynı mirası iletiyor ve bu sevgiyi ilelebet hakim kılacağız kutsal topraklarımızda.

      Sil
  26. Seçici bir yardımseverlik sanırım bizimkisi :))
    Pide sırasında hiç beklemedim ama severim pideyi :))

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yardımseverizdir, tavsiye ederim bir gün bekleyin pide sırasında. Keyifli..

      Sil
  27. Merhabalar. Çok samimi ve sevimli bir ramazan yazısı okudum. Bizim çocukluğumuzda, hatta evlendikten sonra bile uzunca bir süre bakkallar faaliyetlerini sürdürüyorlardı. Onların değeri bambaşkaydı. Bir de manavımız olurdu ama şimdi markette olduğu gibi bir kg,dan az alamazdık. Sanki utanır, söyleyemezdik. Marketler renkleriyle ancak bu kadar güzel anlatılırdı. Ben de aynı fikirdeyim. Sanki eğitim eksikliği var bazılarında :(
    Bir yakınım İzmir'de yaşıyor. Bu sabahki telefon konuşmamızda sıcaktan serzenişte bulundu ve "bizde bahar yoktur, ya sıcak ya da soğuk olur" dedi :)) O da pide kuyruğuna giriyor. Çok keyifli bir yazıydı. Emeğinize sağlık, hayırlı ramazanlar.
    Sizin bloğunuzda e-maille takip butonu var mı? Yoksa ekler misiniz?) Yazılarınızı kaçırmak istemem. Selamlarımla ;)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederimi yorumunuzla mutlu ettiniz beni. Gerçekten az almak ayıp karşılanır diye almazdık, alım gücü de daha iyiydi tabii. Ramazanla bereket gelirdi evimize, her zaman kasaba sucuk yaptırılır, ballar tenekeler ile alınır, reçeller, turşular, tarhanalar, salçalar hazırlanırdı evlerdi. Ev erzak dolardı. Komşu hakkı muhakkak verilirdi. zaten birlikte yapılırdı reçeli, konservesi. Sıcak, çok sıcak oldu, klimalar açıldı. E-mail ile takip butonum sol panelde, gizli çıkıyor olabilir, sol üstten açabilirsiniz. Saygılarımla...

      Sil
    2. Buldum ve üye oldum. Teşekkür ederim :)

      Sil
    3. İlginize teşekkür ederim.

      Sil
  28. Özlemişim senin yazılarını :)) bende turuncu market sevenlerdenim ama evimin hemen yanında maviden olduğu için oraya gitmiyorum desem yalan olur. Tespitler tespit gibi gerçekten. Pide kuyruklarını severim. Çocukken çok beklemişliğim vardı. Şimdi o işleri eşim ya da oğullarım yapıyor. Ama güzel milletiz ya biz

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Özlenmeyi duymak beni çok mutlu etti. Laf aramızda ben de arada gidiyorum ki biliyorum zaten bunları. Gitmek gitmemek meselesinden ziyade biraz daha dikkatli olmalılar. Güzel milletiz, ben seviyorum insanımı. Sıcakkanlıyız, sevimliyiz. Ah biraz da okusak, kimse tutamaz bizi.

      Sil
  29. Çok keyifli bir yazıydı. Bizim buraya hala yaz gelemedi. İlkbahardan çok sonbahar yaşıyoruz sanki ...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzelmiş, biz klimaları açtık. Bildiğin yanıyoruz. Teşekkürler..

      Sil
  30. Çok güzel bir yazı hiç sıkılmadan okudum ki blogunuz da öyle sizi takibe aldım sizleride web sitemize bekleriz :))

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, ben de sizi takibe aldım. Sizin de siteniz çok güzel hazırlanmış, dolu dolu bir site. Dizaynınız çok hoşuma gitti, emeğinize sağlık.

      Sil
  31. Gözlemleriniz gayet yerinde. Marketlerde benzer şeylere şahit oluyoruz biz de. Bazı günler ben de katılıyorum pide kuyruğuna.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, benimkisi hepimizin yaşadıklarını yazıya dökmek.

      Sil
  32. Yurdum insanı ekmeğimizi alıyoruz ya o da bize yeter kafasında olduğu sürece hiç bir yerden kaliteli hizmet almayacak diye düşünüyorum. Okurken hiç sıkılmadım bir romandan kesit edasıyla aktı gitti. Antalya'dada durumlar aynı öğlen vakti çıkılmıyor sıcaktan, ama yine de yazın da ayrı keyfi, iç ısıtan yanı, keyifli balkon sohpetleri var. Mahalle bakkallarından eser yok bırakın bakkalı mahalle kalmadı zaten, her yer siteleşip duvarlarla çevrildi. Keyifli bir yazıydı.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Biraz fazla kanaatkar milletiz, daha iyi şartlar için daha talepkar olmalıyız. Yaz gibisi yok, sıcak evet ama evde tıkılı kalmıyor insan. Gezecek çok yer, sohbet edecek çok insan var. Siteler yaşam stillerimiz değiştirdi, birbirini tanımayan, paylaşmayan komşular kavramı yerleşti.

      Sil
  33. Çok eskilere gittim Sevgili Mühendis bey. Bundan kırk yıl öncesine. 12 nüfuslu bir ailenin Ramazan Pidesi ihtiyacının karşılanması için ben, kardeşim ve ağabeyimin matrak pide kuyruklarında yaşadığımız anılarım düştü aklıma. Rahmetli annem babam geldi aklıma. Bir kişeye ikiden fazla pide verilmeyen, kalabalık ailenin pide ihtiyacından mütevellit üç kardeş girdiğimiz pide kuyruklarında yaşadığımız keyif dolu anları hatırlıyorum. Hala çok gülerim. Üç kişi girerdik sıraya ki çakılmasın diye. Fakat ne mümkün aynı fabrikanın mahsulleri olmamızdan dolayı farkedilip azar işitir, pideleri kaptığımız gibi eve koşardık. O kardeşlerimden birini geçtiğimiz Ekim ayında cennete uğurladık.
    Bugünlerde anne ve babamdan ne öğrendiysem onu uyguluyorum. Evimizde özenle iftar sofrası hazırlanıyor. Pide kuyruğuna küçük kızım ile gidiyoruz. Eskinin naif, saf tertemiz anılarını kızımla paylaşıyorum. Zira dijitale mahkum bir çocuk. Hiç değilse bir parça maneviyatı hissetmeleri tek gayem. Büyük kızım annesi ile sofrayı hazırlıyor. Son dakikalarda hüzün yaşıyorum dersem yanlış olmaz. Her orucumu açtığımda kırk yıl önceki Koç ailesinin neşeli iftar sofralarına misafir oluyorum. Annem ve babam karşımda sanki, ablamlar masada eksik var mı telaşında. Annem talimatları yağdırıyor. Babam hayli sinirli. Biz ufaklıklar mı? Ortamın ciddiyeti güldürüyor bizi. Azıcık babamdan da çekiniyoruz. İnanç dünyası TV'de. Merhum Nur Subaşı' nın muazzam sesi ile iftar duası yapılıyor. Üzerinden kırk yıl geçse de beni derinden etkileyen bu kutsal gelenek devam edecek küçük Koç ailesinde. Kimbilir yarın kızlarım bayrağı alacak, devam diyecek meşhur Ramazan geleneklerimize.
    Ahirete göçen tüm yakınlarımıza rahmet diliyorum. Bu kutsal ayın ayrışmış insanları birleştirmesini umut ediyorum.
    Eski günleri çok özlüyorum.
    Varolun hatırlattığınız için..
    Selam ve sohbetle..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kardeşlerinizle çabanız beni gülümsetti. Kalabalık ailelerde yaşanmışlıklar ne güzeldir. Paylaşmanın tadını henüz çok küçük yaşlarda aldığınızı görüyorum yazdıklarınızda. Kardeşinizin mekanı cennet olsun, Allah kalanlara sabır versin. Biz de 4 kardeşiz, ben en küçük olarak bunun avantajlarını yaşadım çoğu zaman. o zamanlara göre geç gelen , pek de planlanmayan bir çocuk olarak bunun şımarıklıklarını yaşadım. Bizim ailelerimiz biraz daha gelenekseldi, hayata daha disiplinli yetiştik. Sanırım o bizde biraz baskı oluşturdu, çocuklarımızı bu disiplinden uzak tuttuk. Bizim evde akşam yemeğine herkes oturmak zorundaydı, yemek birlikte yenirdi. Televizyon karşısında yemek kavramı yoktu o yıllarda. Gelenekler başka birini zarar verici boyuta ulaşmadıysa devam etmeli düşüncesindeyim. düşüncesindeyim ben de. Güzel dileklerinize katılıyorum. Bu güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim.

      Sil
  34. O yardımsever amcalar candır :)) Her yerin amcaları iyi güzel de İzmir'in amcaları daha bir başka.Memur ya da Bürokrat emeklisi bu amcalar devreye girince asayiş berkemal oluyor hemencecik :))

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Her var olsunlar, ben de bir gün onlardan olacağım :))) Sonra bana İzmir milliyetçisi diyorlar, bir başkadır benim şehrim.

      Sil
  35. Pide kuyrukları ne çok anı biriktiriyor ;)
    Az önce Taner Bey'în yazısını okudum. Altındaki yorumunuzu da tabii ki. Giritli değilim ama, garip bir bağ hissediyorum çocukluğumdan beri. Bir Giritli Ali amca vardı Yunanca birkaç sözcük öğretmişti hatta. Ve ondan öğrendiğim bir cümlenin geçtiği şarkıyı dinledim az önce, dayınızın çektiği belgeselde. Link bırakmışsınız merak ettim ve izledim duygudan duyguya geçerek. Kendisinin emeğine sağlık. Sevgiler, saygılar...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Anılar güzeldir, insanın geçmişle bağını kopartmıyor. Giritlilere duyduğunuz bağ beni çok mutlu etti. Ben de ailemi, komşularını, arkadaşlarını çok seviyorum. Dayım aile köklerine çok bağlıydı. Onun vefatından sonra yengem Girit derneklerinde önemli görevler üstleniyor, hatta an itibariyle Giritte (belgeselde sıkça gördüğünüz gözlüklü hanımefendi). Ben bu hikayelerle, şarkılarla ve Giritçe / Türkçe karışık konuşulan bir ailede büyüdüm. Blog ismimi seçerken de bu iki yakaya ait olamamaya vurgu yaptım. İki yaka da iki kültür de bizim. Her iki tarafın politik söylemlerini bir yana bırakırsanız iki yaka arasında koparılmaz bir bağ var, tabii ki iki ülkenin kıyı kesimlerinde yaşayan insanlar arasında. Aynı kültürün insanları aynı yemekler, aynı müzikler (Girit yerel çalgısının Kemençe olduğunu izlemişsinizdir belgeselde), aynı adetler. Ben Yunan adalarına ne zaman gitsem teyzemi, dayımı, babaannemi görürürüm orda ve uzun uzun konuşurum. Teşekkür ederim bu güzel yorumunuz için.

      Sil
  36. Bir Adanalı olarak yaz ilk bizim buraya geliyor sonra size hocam :) şuanda kavruluyoruz. Bizim burada bahar veya sonbahar yok mesela direk yaz direk kış. Pide kuyruğunda ki şifreyi çözmeniz de sizin iyi bir ajan olabileceğinizi gösteriyor. 2. Meslek olarak dedektiflik yapın bence :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Oralar yanıyordur, tahmin ederim. Ajan mı yok canım, mühendislik mesleğinin analiz yapabilme ve sonuç odaklı olma yeteneği diyelim. İkinci meslek olsa gazeteci olurdum en fazla. Teşekkürler...

      Sil
    2. Bende İnşaat teknikeri olarak ve mühendisliğini kazanmış ama dil yüzünden hazırlıkta bırakmış kişi olarak sizi iyi anlıyorum. Bir çok kişinin kavrayamadığı şekilleri eğitimimizden dolayı direk 3 boyutlu düşünmek veya tam tersi olarak hesaplıyoruz. Hocam birde bir yazı paylaştım eğer destek olursanız sevinirim.

      https://www.profesorungunlugu.com/2019/05/pinterest-takip-etkinligi.html

      Sil
  37. Bornova yazısını görünce gülümsedim. Aynı memlekettenmişiz :) O kadar haklı ve objektifsiniz ki. Bir de otobüste yaşananlar var ki evlere şenlik. Hele ki otobüs tenhaysa.. Aman aman. Kapı mevzuları beni benden alıyor. Sonra trafik zaten başlıca ayrı bir mevzu. Havalarda uçuşan kornalar mı dersin, karşıdan karşıya geçmeye çalışan teyzeler amcalar mı.. Bir de onlara yol verince ayrı bir karışıklık. Geçen gün yaşlı bir teyzeye yol vermek kavga sebebi olmuştu. Şaştım kaldım. Acaba dedim, acaba dünya tersine falan mı dönmeye başladı? Acaba dedim, yanlışlıkla paralel bir evrene mi adım attım?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Canım Bornova'm. Ata durağı çocuğuydum ben, hala da öyle :)) Ailem altmış yıldan fazla süredir Bornova'da, eskiler tabirine uyuyoruz aile olarak. Teyzeler, amcalar her yerde. Sormayın valla garip bir topluma evrildik. Nasıl telafi edeceğiz bu yaşanılan yozlaşmayı bilemiyorum. Yorum ve katkınız için çok teşekkür ederim. Bir gün İzmir blogger etkinliği yapalım :))

      Sil
  38. Vaktim olduğunda insan davranışlarını gözlemlemeyi çok severim. Anlattıklarınızı izlemiş kadar oldum. Elinize sağlık:)
    Bir de şunu eklemek istedim:
    "Sen AVM'ye gidersin ama düğününe, cenazene mahalle bakkalı gelir" demiş biri. Böyle de acı bir gerçek var.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumunuz için ben teşekkür ederim. Değil mi ya, esnaf komşumuzdur, kötü gün dostumuzdur.

      Sil
  39. Çok güzel yazmışsınız keyifle okudum :)

    YanıtlayınSil
  40. marketlerdeki bu tür karışıklıkların nedenlerinden biri,işi ehline vermemelerinden kaynaklanıyo diyebiliriz..kasiyer dediğin sadece kasiyerlik yapar ama bizim memleketimiz de kasiyere her iş yüklenmiş,yer temizlettirmekten,raf temizlemye,rafları düzenlemeye kadar herşey var..bir de bunun tam tersi durumlarda var mesela rafları düzenleyen,yerleri temizleyenleri de kasiyer diye atıyolar mesela,durum böle olunca ee tabii çalışanlarda moral falan da kalmıyordur herhalde..🙂 neyse yazınız yerinde ve güzel bi yazı olmuş,emeğinize sağlık..😊

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle haklısınız, bu yanluş yönetimi de bizlere ve çalışanlara fiyat avantıjının nedeni olarak yansıtıyorlar. İşin özü emek sömürüsü ve kalitesiz hizmet. Çok teşekkür ederim.

      Sil
  41. Market tespitiniz çok isabetli olmuş..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, hepimizin yaşadığına küçük bir vurgu.

      Sil
  42. Merhaba. Ne güzel tespitlerde bulunmuşsunuz. Marketlerde o farka ben de dikkat ediyorum. Ve maalesef kasiyerlerin laubali üslubu beni çok rahatsız ediyor çoğu zaman. Abi veya abla diye hitap etmenin ne lüzumu var bunu anlamış değilim. Yaş takıntım yok, yaştan ötürü bana abla denmesine bozulmuyorum ama birazcık kalite yahu, gerçekten hiç hoş olmuyor. Kredi kartlarına gelince evet herkes artık kredi kartı kullanıyor da aslında borçlarını ödeyip bir kapatsak ve kurtulsak şunlardan. En büyük isteğimdir.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sadece biraz profesyonel davranmaları yeterli olacak, eğitim önemsenmiyor güzel ülkemde. Sorunun kaynağı bu. Zaten maaşlar asgari olduğu için personel seçim kriterleri de kısıtlı, üstüne eğitim de verilmezse sonuç bu oluyor. Abi, abla işi garip zaten benden büyükler bana abi bile diyorlar bazen. Hayır yaşlı gösteriyor muyum diye düşünüyorum, diyene bakıyorum yok diyorum. Toplumda sözümona saygı ifadesi. Kredi kartı bilinçli kullanımda çok yararlı, yanınızda para taşımak zorunda kalmıyorsunuz, daha güvenli aslında. Özellikle yurtdışında güvenli kullanım aracı, sıkıntı biz toplum olarak tüketmeyi bilmiyoruz, eminim bunun sosyolojik bir açıklması vardır, eski yokluk dönemleri belki. Yorumunuzla değer kattınız teşekkür ederim.

      Sil
  43. Biraz eskileri yad ettik. Ne güzel yazimissiniz.

    YanıtlayınSil
  44. Gerçekten de mahalledeki köşe başı bakkallarının sıcaklığı, samimiyeti marketlerde asla olmaz. Kimse markete yazdığınız üzere "Sıkıştım maaşımı alınca ödeyeyim" diyemez. :) Yaşlı amcaları tebessüm ederek okudum, ne kadar da meraklılarmış öyle iki pide yerine üç alana bile dikkat etmişler:) Biz de Üsküdar'dayken bir Mehmet bakkal ve Ahmet bakkal vardı ki, ikisini de hiç unutmuyoruz yıllar oldu taşınalı oradan. İlki yaşlı amcaydı şimdi emekli olup kendini kedilere adamış. (ki buna çok sevindik), ikinci de bizlerle yaşıt iki kardeşti. Sepet sallardık, şimdi yaşlanmışlardır onlar da....siz yazınca iki bakkalımız da gözümün önüne geldi:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Eskiden herkes birbirinin derdine ortaktı, komşuluk diye bir kavram vardı. Geçen gün komşumun annesi vefat etti, daha bir kaç sonra cenaze evine taziyeye gittik eşimle. Müsait olmadıklarını söyleyerek kabul etmediler, bazı komşularla denk gelirsek apartman toplantısında tanışıyoruz artık. Allah o iki amcaya uzun ömür versin. Yorumunuz için teşekkür ederim.

      Sil
  45. Ramazan pidesi,beni de hep çocukluğuma götürür.Pek severim.Ne güzel yansımalardı anlattıklarınız :)
    Mutlu bayramlar dilerim :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ah ne güzel günlerdir geride kalan, yitirdiklerimizdir özlem duyulan. Mutlu Bayramlar dilerim, teşekkürler..

      Sil
  46. Hayatın içinden bu yazılarınız çok güzel hocam 👍

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler, beğenmene sevindim. İyi Bayramlar...

      Sil
  47. Ramazan bitti pide kalmadı ben yorum yazana kadar ama olsun. Sokakta pide kokusu ile bir başka oluyor ramazanlar. Mahalle bakkalları gibi fırınlar da tarih olmaz umarım. Zira turuncu renkli market sıcak pide çıkarıp korkutmuyor değil iftar vakti. Kalemine sağlık ben de okurken yaşadım. Daha çok gelmek lazım buraya hem İzmir havası almak hem de hoş sohbet yapmak gerek. Sevgilerimle.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle Ramazan ayının da pidenin de tadı bir başka. Her zaman bekleriz, hoş sohbetimiz, sıcak kahvemiz hazır. Teşekkürler..

      Sil
  48. Çok güzel bir yazı olmuş hocam ellerinize sağlık.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Beğenmiş olmana sevindim, güzel yorumun için teşekkürler..

      Sil

Yorum Gönderme

Popüler Yayınlar