İzmir Günlükleri-Kızlarağası Hanı

Hafta sonu kuzenlerimiz geldi İstanbul' dan. Biz geleceklerini öğrendikten sonra neler yapabiliriz diye düşünmeye başladık. Zaman kısıtlıydı, keşke daha uzun olsaydı diye üzülüyoruz hala. İzmir gezisi olur da Tarihi Kemeraltı ziyareti olmaz mı. Tabii ki listenin en başına sembolümüz saat kulesi ve Kemeraltı turunu ekledik.

Kemeraltı öyle bir çırpıda anlatılmaz. Uzun uzun yaşatmak gerekir sözcüklerle. Kemeraltı lezzetleri bile bir yazıdan fazla sürmeye değerdir. Biz İzmirliler zaten çok hızlı yaşmayı da sevmeyiz, tadına vara vara yaşayacaksın yaşamın her anını değil mi. Önce kırk yıllık hatırı tesis etmeliyiz, gerçi yanımızdakiler can, sonsuz hatırları vardır. Kemeraltı' nda kahve Kızlarağası Han'ında içilir, not alır mısınız lütfen.



Doğudan İzmir’e gelen kervanların taşıdığı malların depolaması, pazarlaması ve tüccarlar ile kervanları barındırmak için 1744 yılında daha sonraları Kızlar Ağası Han olarak anılacak Hacı Beşir Ağa Han ismiyle inşa ettirilmiştir. Hacı Beşir Ağa III. Ahmet padişahlığında haznedarlık yapmıştır, Han inşaatının 1 yılda tamamlandığı bilinir. Zamanında deniz kenarında inşa edilen han günümüzde denizin doldurulmasından dolayı denizden uzak bir konumdadır.







Han geniş bir avluya sahiptir. Günümüzde bu avluda oturup Türk usulü pişirilen kahvenin eşsiz tadını yudumlayabilirsiniz. Tahta tabureler rahatsızlık verse de içtiğiniz kahve yaşam sevinci vereceğinden bu sizi  burada oturmaktan alıkoymayacaktır İlgi çok fazla olduğu için yer bulmakta biraz zorlanabilirsiniz, ama değer. Pek ihtimal vermesem de kahve sevmiyorsanız çay ve meşrubat servisi de vardır.




Han iki katlı olarak inşa edilmiştir. Alt kat develer, yükler ve alım satım yapan tacirlerin, komisyoncuların buluşma noktasıydı. Deve, katır, at ve eşek gibi kervan hayvanlarının yükleri avluya boşaltılır ve hayvanlar geceyi burada geçirirlerdi. Mallar hanın mahzenlerinde korunurdu. Hava kararınca han kapıları dış dünyaya kapatılırdı. Üst katta ise konaklamak için odalar bulunurdu. Günümüzde üst katta esnaflar yer almaktadır. Ayrıca üst katta kahve içebileceğiniz ve avluya bakabileceğiniz masalar yer almaktadır. 



Günümüzde alt kat koridorlarında rengarenk mağazalar var. Genellikle turistlere yönelik hediyelik eşya satışı yapılıyor.  Bu pencereden bakıldığında İstanbul' daki Mısır Çarşı' sının küçük bir örneğini görüyorsunuz. Turistik eşya olduğunu düşünürseniz fiyatlar çok abartılı olmasa da, uygun da sayılmaz. Hediyelik eşya alacaksanız, pazarlık yapmanızı tavsiye ederim. Bu pazarlık konusu da ilginç bir konu. Ben hiç yapmayı beceremiyorum. ama pazarlık yapabilenlere çok özeniyorum. Sonuçta kazandığım para sınırlı, daha düşük fiyata neden almayayım. Yok olmuyor işte, bazen dayanamıyorum yapayım diyorum. 7 liralık maldan 3 tane alsam 20 lira olur mu? diyorum Satıcı ikiletmiyor, hemen kabul ediyor. Ben de normalde 5 lira olan malı 1 liralık indirim yaptırarak 7 liranın altında almayı başarıyorum. Hem de gereksiz yere 2 tane fazla alarak



Hanın çevresinde geniş seçenek yelpazesiyle karnınızı doyurabilirsiniz. Hatta aile olarak gittiğinizde, aile üyelerinin farklı yemek tercihleri hiç sorun olmayacaktır. Ailece oturup farklı seçenekleri birlikte tüketebilirsiniz. Yapı günümüzde popüler olan benim de gitmekten korunamadığım ama pek de sevmediğim AVM olarak kısaltılan alışveriş merkezlerinin yemek salonları gibi. Han çevresinde İzmir'in en iyi söğüşünü yiyebilirsiniz, ayrıca meşhur şambalicisi vardır ki şiddetle tavsiye ederim, kesinlikle denemelisiniz. Kokoreç, döner, köfte, balık bulabileceğiniz yemek örneklerinden sadece bir kaçıdır. Ayrıca çevrede hem tarihi, hem de yeni bir çok tatlıcı dükkanı vardır. 


Hanın eski yıllarda bakırcıların çarşısı olarak bilinen yan sokağında, günümüzde kahve dükkanları yer almış durumda. Eğer içerde yer bulamadıysanız kahvenizi bu alaturkalaştırılmış modern kahvehanelerde içebilirsiniz.  Ben içerdeki lezzeti hissedemiyorum, bana çok ticari geliyor sanki içerdeki değilmiş gibi. Ben biraz daha tarihi koklamayı seviyorum sanırım.




Kapıdan çıktığımızda macuncu gördük. Ben çok severim macunu. Renkli renkli çok cezbedici. Tornavida benzeri bir el aletiyle çubuğa sarar bu rengarenk macunları satıcı. Ardından üstüne limon sıkar. Çocukken mahallede macuncuyu gördüm mü topu bırakır, hemen almaya koşardım. Ne güzel oldu görmek, çocukluğumun o anları geçti gözümün önünden. Gülümsedim.


Kahve sonrası macun ağzımızın tadını daha da arttırdı. Zaman ne kadar da hızlı aktı bu güzel günde. Hiç bitmesin dediğiniz anlar, buna inat uçar gider.

Yorumlar

İzleyiciler

Boomerang

Bumerang - Yazarkafe