Kardeş Olmak

Dünyaya ilk geliş anımızda meraklı gözler bizi bekler, biz farkında bile değilizdir henüz. Ağlayarak geldiğimiz dünyada bir çok ağlamalarımız olacaktır, bir çok da gülmelerimiz. Koklayarak tanımaya çalışırız aile üyelerimizi. Önce anne kokusunu öğretirler bize. O andan ititbaren bir ömür boyu meleğimizdir annemiz bizim için. Ya sonra babamız ve kardeşlerimizin kokusunu öğreniriz.

Kardeş, karındaş olmak, aynı soydan gelmek. Biliriz ki en sevindiğimiz anda da en üzgün olduğumuz anda da yanımızdadır kardeş. Etle tırnak olmaktır yaşamda bize biçilen rol aile içerisinde. Bu rollerden en güzeli de küçük kardeş olmak. Hep çekilir nazınız. Küçüklüğümü hatırlıyorum, beni gezdirmek de o en çok sevdiğim takımın maçlarına da götürmek hep abilerimin görevi oldu. Henüz okula gitmezken beni avutan da, bayramlara elimden tutup götüren de ablam oldu. 

Okul yılları, o nefret ettiğim el işi derslerinde ya da resim ödevinde kim vardı yanımda abim tabii ki. Ödevimi yapmak için zaman zaman ağlatsa da bilirdim ki abim yapar ödevimi beni yolda bırakmazdı. Güven duygusu çok küçük yaşlarda başlar aile içinde, ilk güven duygusudur kardeşe karşı duyulan güven. Bu elişi dersiyle ilgili unutamadığım bir anım bile olmuştu. Abim yine süper bir ödev hazırlamıştı, matematik başta olmak üzere diğer temel derslere karşı olan ilgim, yeteneğim ve başarım bu sanat derslerine karşı hiç olamadı. Okula başladığım ilk günlerde anlaşılmıştı benim mühendis olacağım yani. Öğretmenim bir ödeve bir bana baktı, o bile ihtimal vermiyordu bunu benim yapabileceğime.  Benim için çok da övünülecek bir durum olmasa gerek. Sonra 100 dedi, ardından bir 100 de abine veriyorum selamımı söyle İbrahim' e dedi. Aramızda yedi kocaman yıl vardı, öğretmen el işçiliğini unutmamıştı, tıpkı matematik öğretmenlerimin beni yıllarca unutmadığı gibi deyip biraz da kendimi öveyim. Küçük abimle başladım, devam edeyim. Evlenirken de bana en çok yardım eden de, hastanede yattığımda gece yanımda kalan da hep o oldu. Biliyorum ki o varsa ben yalnız kalmam.





Beni bilenler İzmir ve Altay futbol kulübüne olan düşkünlüğümü bilir. Çok küçükken büyük abim tanıştırmıştı beni Altay Alsancak Stadı'yla. Bilmiyorum yıkılan ve günümüzde tekrar yapılan stadımızda oturmadığım koltuk kaldı mı? İki haftada bir beklerdim abimin beni maça götürmesini küçükken, işi çıkmasın diye dua ederdim ta ki büyüyüp kendim gitmeye başlayıncaya kadar. Büyük abim, baba yarısı oldu hep bana. Aramızdaki yaş farkı belki de bu hissi verdi kardeş ilişkimizde. Çenemi yardığımda beni hastaneye yetiştiren de oydu, dikişlerimi, kanımı görmeye dayanamayan da Bilirim ki ne zaman ihtiyacım olsa baba yarısı abim vardır benim. O olduğu sürece yalnız değilimdir hiç bir zaman, hep güvende hissederim kendimi.

Ya ablam, insanın ablası olmasından daha güzel ne olabilir ki. Ablalar annelerin rollerini paylaşır küçük kardeşe karşı. Altını almakla başlar süreç, yemeğini yedirmek uyutmaya kadar her görevi sevgiyle üstlenir ablalar. Okula başladığımda beni ilk okula götüren de, velim de ablamdır benim. Veli toplantılarıma bile ablam giderdi. Okul mezuniyetimde yanımda ablam vardı yine. Ya askere giderken en çok ağlayan da yine ablamdı. Evlenirken en ince ayrıntıyı düşünen ablam, düğün hazırlıklarının en çok yorulanıydı. Sevdiğim yemeği pişirdiğinde bile beni düşünüp bana ayıran  yine ablam. Ne zaman ihtiyacım olsa bilirim ki ablam var. Ablam olduğu sürece yalnız değilim, o benim dünyadaki annemden sonraki ilk meleğimdir.

Bugün ablamın doğum günü, iyi ki varsın ablam. Kahve bu akşam biraz daha vefa kokuyor.

Yorumlar

İzleyiciler

Boomerang

Bumerang - Yazarkafe