Zamanın Akışı

Öğrendiğimiz ilk kelimelerdendi "Zaman". Doğduktan bir süre sonra duymaya başladık farkında olmadan. Annemiz dert yanıyordu, aslında bizi şikayet ediyordu yakın arkadaşlarına. Uyanmamızın hiç zamanı belli olmuyormuş, ne bekliyordun anne benden, ağlama ajandası mı oluşturacaktım ya da ağlamak için toplantı daveti mi atacaktım sana, huzursuzum ağlıyorum işte. Acıkmaydı, gazdı falan derken malum zaman akıp gider ve dünyadaki günlerimiz eskimeye başlar.

Oğlum zamanı değil onu yemenin diye duyarız o kelimeyi memnun olmadığımız cümlelerin içinde. Süper bir oyun gelir aklımıza, herkes gülecektir. Öyle de olur ev halkı mutludur en küçük bireyin bilmişliklerinden derken babaanneden bir cümle gelir ,

- Ne olacak zamane çocuğu bunlar".  

Sen de mi babaanne derken dedenin sesi duyulur içerlerden,

- Bu televizyon nasıl açılıyor, haber zamanı geldi.

O zaman anlamaya başladık ki bu zaman denilen kavram geliyor gidiyor hayatımızda.

Akşam oluır, bayram havası baba eve gelir  işten, günümüzde tabii ki anneler de. Zordur çalışan annenin çocuğu olmak. Bizim kuşakta çalışan anne sayısı nispeten az olduğu için babalar gelirdi, cümleyi ondan böyle kurdum, çalışan kadına karşı falan değilim, benim oğlum da çalışan anne çocuğu olarak büyüdü. Oyun zamanıdır. Kız çocuklarının yakışıklı prensi, erkek çocuklarının da oyun arkadaşı gelmiştir. Oyuncaklar getirilir, sepetlerinden özenle seçilerek. Annenin o sesi duyulur mutfaktan,

- Zamanı değil, baban yemek yiyecek, bekle biraz.

Ya anne sen işine baksana ya, tüm gün onun zamanı, bunun zamanı, zamanı, zamanı değil bir rahat ver demeye kalmadan doyulamayan oyun zamanının ardından en sevmediğimiz zaman kavramı gelir, uyku zamanı. Benim çocukluğumda Adile Teyzem vardı, uykudan önce huzur verirdi bizim nesle. Hem biz onun kuzucuklarıydık. Çok özledik be seni tonton teyzem, zamansızdı gidişin. 

Ve işte o an geldi. Okul zamanı, yıllar bıyu sürecek. İlk gün zamanı gelmiştir, anneden duyulur ilk okul tembihleri. Zil çalınca teneffüs zamanı, tekrar çalınca da derse girme zamanı. İlk zaman kavramı hoştu da ikincisi bir bitişi anlatıyor gibiydi. Bitmeyecekti zaman kavramları okul yıllarında sınav zamanı, beslenme zamanı, aşı zamanı, vize zamanı, final zamanı , en kötüsü bütünleme zamanı ya da zamane öğrencilerinin yaz okulu zamanı. Ah bir de staj zamanları var ki, işveren bizden ne istiyor biz ondan ne istiyoruz hala çözemedim. Öğretmen not verecek de, yüksek not vermek için ne istiyor orası tam muhamma. Neyse stajyerlerim de okuyor, bunu yazmanın zaman olarak doğru olmadığına inanıyorum.

Okul bitti, mezuniyet zamanı derken , bu kelime varsa işin içinde bir bit yeniğinin de olduğunu anlamak güç olmasa gerek. Geliyor iş görüşmeleri hazır ol. Zamanında git randevuya diyor, internetten bulduğun  insan kaynakları danışmanı. Öyle de yaptım, ama beni bir saat beklettiler kapıda. Sanırım onların zaman kavramı yoktu. Öğrendim ki toplantı zamanı uzamış. Beyaz yakalılar hiç ayarlayamaz bu toplantı zamanlarını zaten. Müdürlerden biri öne çıkmak istemiştir, göze girmek için uzatmıştır toplantıyı, eğer onun da müdürü toplantıda ise. Ne mi oldu görüşme sonucu, döneceklermiş bana bekledim, dönmediler. Ben döndüm daha fazla sabredemeyip, askerliğim yokmuş, tecrübesizmişim. Referansı olan varmış anlayacağımız torpili olanı almışlar işe.

Geldi mi askerlik zamanı, en çok o zaman anlam kazanır  "Zaman" kavramı erkekler için. Kızlar için bilemiyorum, yorum yazan biri anlatır diye düşünüyorum . Askere giderken bırakmışındır sevdiceğini arkanda. Bazen özlem uzaklaştırır insanları birbirinden, ayrılık gelir ardından kısmetin değilse sevdiceğin. Evleenceğin ise bekler seni nişanlılık zamanı hayaline kavuşman için. Olmadıysa, dertleşirsin en yakınındaki asker arkadaşınla. Dertleşirken arkadaşın o sihirli cümleyi kurar,

- Zamana bırakacaksın arkadaş, zaman iyi gelecektir.

Zaman gelir, terhis zamanıdır eve dönersin. Annen en sevdiğin yemekler ile karşılar. Akıp gidiyor ya o günler annene batar o günlerin boş akmasından, işe de girmişsindir artık. Elin para tutuyordur eskilerin tabiriyle.  Artık evlenme zamanın geldi. Yok mu kız arkadaşın, sağa sola soralım der. Bu tip evlilik bana hep garip gelmiştir. Ama kısmet denilen olgu var ya insanlar mutlu oluyorlar çoğu zaman. Mutluluk varsa sonunda boşver görücü usulü olsun ne çıkar. Her ne kadar ben daha çok mutsuzluk anlarını kadere bağlamak da görsem bu evliliklerdeki başarıyı, istisnalar da kaideyi bozmaz değil mi.


En zamansız zamanlar gelir yıllar geçtikçe. Baban ölünce büyürsün, zordur ebeveyn kaybı yaşın kaç olursa olsun. Hiç bir zaman hazır olmayız bu gerçeğe ama gelir o zaman. Tıpkı bizler giderken çocuklarımızın hissedeceği gibi hissederiz. 

Kahvemin son yudumunu içme zamanı, yazımın da sonunun geldiği zaman.

Yorumlar

İzleyiciler

Boomerang

Bumerang - Yazarkafe