Yaz Biterken...

Okulların açılmasıyla belirmişti biten mevsimle giden anlarımızın geçmiş hatıralar olacağı hissi. Hep böyle anlatırdı giden yaz kendini, bekle beni geleceğim yine fısıltısıyla.  Okulların açılmasını izler trafik yoğunluğu, usulca dökülen sararmış yapraklar ağaçlara yeni bir yaş ekler. Her biten yaz erken bitmiştir, yaşanacaklar vardır hep. Benim de yaza dair yazacaklarım var, bitmesini istemediğimden erken tüketmek istemediğim yaza dair anılarım.

Ben yazı seviyorum diyerek yürüdüğüm karanlık bir iş sabahıydı onu gördüğümde. Karanlıkta uyanıp işe gitmek de bir yazgı değil, ülkeyi yönetenlerin bize sundukları yeni dayatmaydı. İşe gitmek birine bu kadar mı yakışmazdı. Ben ona yazın oyunu, kışın okulu yakıştırdım o kısa sürede. Tamirci çırağıydı sanayi sitesinde, kısa bir selamlaşma sonrası konuştuk, sokak köpeğini seviyordu bir yandan. Yanımızdan geçti dönüş yolundaki bozacı. Laf attım işler nasıl gitti diye, ne olsun be abi günü kurtarmak bizimki diye verdi cevabı, hızlı adımlarla yürümeye devam etti.

Fırından mis gibi geliyor sıcak poğaça kokusu. Giriyorum, üç poğaça alıyorum. Biri bana, biri tamirci çırağına, diğeri servis bekleyen yaşamın yükünde mutsuz fabrika kızımıza. Küçük Metin yarısını sokak köpeğimiz Paşa ile paylaşıyor. 

Akşam dönerken kestane kebap alacağım, canım çekti. Bir de salep kaynattık mı kelimelerle buluştuğumuz sararmış yaprakların dünyasına, daha ne istenir ki  biten günden.  Kış geliyor, bizim oralara, ya size geldi mi. Yoksa hala bahar mı yaşadığınız..





Yazacak yazı çok, zaman da. Kahvem bitti.

Yorumlar

İzleyiciler

Boomerang

Bumerang - Yazarkafe