Yıl Biterken


Yılın son günlerini yaşadığımız günlerde kış bize soğuk yüzünü gösteriyor. Memleketimin her bir köşesi beyaz gelinlikler giymiş, karşılıyor tüm masumiyetiyle yeşeren taze umutları. Umuttur bizim geleneklerimizde her yeni başlangıç. O yüzden sevinçle beklenir yeni yıl, misafirimizdir. Misafire gösterilen özen gösterilir. Tıpkı eve konuk edilen bir misafir özeniyle yapılır yemekler, kurulur sofralar, paylaşılır dostlarla. En güzel giysiler seçilir o gün, çünkü heyecan verir başlangıç.  Ben severim yeni yıl gecelerini taa çocukluğumdan beri. Özlerim yitip gidenlerimi, özlerim o gecelerdeki paylaşımları yıllar geride kaldıkça. Dönünce takvim yeni yıla;  yanıbaşımdaki yakınıma mutlulukla sarılmayı severim, telefonla uzakta olan sevdiğimi, umutlarını tazelediği anda aramayı severim. Kendime yeni bir sayfa açtığım gecelerdir yılbaşı geceleri.

Günlerdir televizyonun beyaz ekranlarında, yirmi altı yıl önce kutsal görevini yerine getirirken yaşanan bir facia sonunda kaçırılan bir kadın aranıyor. Hikaye aslında çok karışık ve hazin, izlersiniz ya da bir haber kanalında bir gün duyarsınız, belki de bir arkadaşınız anlatır. Günlerdir diyorum, abartı sanmayın. Hele ellerinde bilgi yok, hiç sanmayın. Bulunamıyor, çünkü bulunduğu ülkede "kadının adı yok". Kadınların ikinci sınıf vatandaş olduğu, korkunun hüküm sürdüğü bir ülkede elinizdeki resmi bile gösteremiyorsunuz. Sadece bu soruşturmanız bile, sizin gözaltına alınmanız için yeterli. Kadının adı yok, o ve onun benzeri topraklarda, yüzü kapalı, yüzüne bakarak da bulamıyorsunuz. Neden laiklik, neden kadının birey olarak toplumda yer edinmesi gerektiğini, neden cumhuriyet daha iyi anlıyorsunuz. 

Kadınlar, kadınlarımız, analarımız, eşlerimiz , kızlarımız gözümüzün nurları. Bir erkek eş ararken anasına benzesin ister müstakbel eşinin. Çünkü ana kutsaldır, ana kokusu çocukluğumuzdur, güvendir bize. Eşimizi seçerken çocuklarımızın annesini seçeriz. Geleceği kurandır kadın, yuvayı yapan dişi kuştur demiş atalarımız. Eski Türk toplumlarında devleti yönetendir kadın. Devlet gibi kadın denir bizde, hükümet kadın denir. 



Çocuklarımıza verdiğimiz eğitim şekillendirir geleceğimizi. Dünyanın neresinde olursa olsun çocuk sever oyun oynamayı, tıpkı resimdeki  Pakistanlı çocuklar gibi. Dünyayı bir oyun kurgusunda yaşarlar çocuklukları boyunca. Bizler yazarız onların beyinlerine yaşam kodlarını. Yoktur oyun oynarken hayallerinde çocuk gelin olmak. Kimi öğretmen olmak ister, kimi doktor. Yoktur hayallerinde kimin savaşı olduğunu bilmedikleri bir patlamayla oyunun biteceği. Yakışmadı Hiroşimada çocuklara ölüm,  yakışmadı çocuklara Suriye' de, Irak'ta nerde olursa olsun ölüm. Onlar daha oyun oynayacaklar, kıymayın.



Bazen fakirliğin en yürek acıtıcı tablosudur çocukların gözlerindeki keder. Oyunda kalmış aklı bir Pakistanlı çocuğun gözleri anlatıyor, kendi seçmediği kaderi. Adını bilmiyorum, ne farkeder binlercesinden biri, yaşadığımız şehirde de yaşayan, her gün önünden geçtiğimiz. Hayatın ağır yükünü sırtlarına yüklenmiş, sıkça da masumiyetleri sömürülen bizim çocuklarımız, bizim geleceğimiz. Bazen de bilemeyiz ne yapacağımızı ve sığınırız bu kararsızlığımıza, yardım edersek daha çok mu sömürürler cellatları. Toplum olarak sahip çıkmalıyız bu çocuklara, sahip çıkılmayan her çocuk potansiyel olarak; ya bir gün bombacı olarak, yada farklı bir suç unsuru olarak dönecektir o çok korunaklı dünyamıza. En önemlisi kaybolacaktır bir çocuğun oyun hayali, yitip gidecektir bir çocuğun yeni bir yıla başlangıç hayali beraber götürdüğü nice canlarla. Bazen bir çocuk kaza kurşununa hedef olur, onun acısını bile yaşatmazlar günümüzün menfaat dünyasında, siz-biz kavgası arasında. Çocuklar ölüyor, çocuklar soluyor; kimi kurşunla, kimi bombayla, kimi hayatın ağır yüklerinde, kimi bir gerdek gecesinde dünyanın bir çok yerinde. 



Yukarıdaki fotoğrafı Güney Afrika seyahatimde çektim. Ülkede yıllardır çözülemiyor beyaz insannın sömürgeci yayılışının acıları ve siyah insanın buna verdiği intikam tepkileri. Oysa iki Afrikalı çocuk biri siyah biri beyaz, aynı yükün birer uçlarından tutmuşlar. Afrikanın siyah ve beyaz yüzü yılın bu soğuk gününde içimi ısıtıyor. Dünyayı güzelliklerle, sevgiyle kodlanan çocuklar kurtaracak, bu çocukları kadınlar, kadınlarımız dünyaya getirecek, onların elinde özgüveni yüksek bireyler olarak yetişecekler.

Hava soğuk, belki kar yağıyor belki kar suyu, kahve içiyorum. Umudum var gelecek yeni yıldan, çocukları seviyorum, en çok kadınlarımıza inanıyorum.




Yorumlar

İzleyiciler

Boomerang

Bumerang - Yazarkafe