Soğuktur Ölüm

       Soğuktur ölüm; bilinmeze yolculuktur, plansızca alınan biletle. Tek gidiştir yoktur dönüşü. Kimi zaman misafir olur beş parasız bir ayyaşa. Oysaki tek derdi birinden aldığı üç kuruşunu paylaştığı şarap şişesiyle kafa tutmaktır yazgısına, çoğu zaman da yalnızlığına. Genellikle vardır bir kader ortağı yanında, o da yalnızdır ya. Bitmez aslında hikayeleri, konuşamadan içerek paylaştıkları. Geçmiş olmaz pek, hatırlamak istemezler. Genelde umut vardır biten şişe diplerinde. Belki beklenen, ama gelmeyen bir miras, belki de bir gün değerli olma hayali. O gece yalnızdır, Ahmet. Ahmet dediğime bakmayın, yoldan geçenler onu ayyaş, şarapçı olarak bilirler tanımazlar. Yanından geçerler Ahmet' lerin,  o yoğun hayatlarının telaşında. O gün mutludur, bulmuştur şarap alacak parayı, hatta bir kaç şişe de alabilir. Soğuk bir gecenin ayazında, deniz kenarında içer kaderine. Sonra uyanmaz o deniz kenarında Ahmet, isimsiz serseri ayyaş. Gelmiştir ölüm, soğuktur. Kimlik çıkmaz üzerinden, atarlar kimsesizler mezarlığına beşparasız . Bilmezler kimdir, niye öldü, üzerinde bir gazetedir,onu mahrem kılan, daha önce hiç olmadığı kadar. 

       Soğuktur ölüm; Ahmet evlenecektir o çok sevdiceğiyle. Kızın ailesi şart koşmuş, önce askerlik diye. Bir umuttur yüreğinde taşıdığı askerlik ocağına gelirken. Şafak sayarken vuslata, düşünür yavuklusunu. Küçük yaşta sevmiştir Nazlı' yı. Onun kokusunu duyar, yastıkla her buluşmasında soğuk ranzada. Bir soluk resmi vardır avutan. Çocuk gibi mutludur, çarşıya çıkacağı günün sabahında uyandığında. Asker ocağında bir kaç dakika konuşabildiği yavuklusuyla, çarşıdaki kulübeden uzun uzadıya hasret giderecektir. Uyku tutmamıştır o gece, her hafta kutsal bir buluşmadır onlarınki, uzaklar yakın olur duygu yüklü kelimelerin dünyasında. Koşar adım çıktığında bilemez Ahmet, ölümün onu daha çok özlediğini. Duyduğu son bir gürültüdür. Sonra yavuklusu duyar o acı haberi, bayrakla örtülüdür, Ahmet' i gelirken. Bayrak örtmüştür mahremi, daha önce olmadığı kadar.

       Soğuktur ölüm; içinde bir sıkıntı var Ahmet Dede' nin bu sabah. Nazlı Nine' ye bakar uyurken, elli yıldır aynı yastığa baş koyduğu sevdiceği daha masum gelir nedense bu sabah ona. Namaz vaktidir, abdest alır. Camiden arkadaşlarıyla sohbet etmeyi çok sever namazdan sonra, hatta azar işitir Nazlı Nine' den, kahvaltıya ekmek getirmediği için. Nazlı Nine uyanmıştır o sabah, onun da içinde bir sıkıntı vardır, anlam veremez. Epey bir zaman geçer, gelmemiştir yine hayat yoldaşı. Uzaktaki torununu arar, fırça atar geline. Niye bayramdan bayrama geliyorsunuz, bazen o zaman da gelmiyorsunuz diye. Kokusunu duymak ister torununun telefonda. Özleme  isyandır aslında ağızdan çıkan kelimeler. Gelin biraz bozulur, ama belli etmez Nazlı Nine'ye. Daha çok Ahmet Dede' ye yakın hisseder kendini. Komşunun oğlu Memo seslenir telaşla, verir o dayanılmaz ölüm haberini. Camiye giderken bir arabayla gelmiş ölüm. Ahmet Dede' yi bindirmiş yan koltuğuna gitmişler. Yeşil bir örtü sermişler, Ahmet Dede' nin mahremiyetine.

Soğuktur ölüm; bir gün ziyaret edecektir...

Yorumlar

İzleyiciler

Boomerang

Bumerang - Yazarkafe