Biz Olmak

İnsan yaşı ilerledikçe geçmişten daha çok bahsedermiş. Ben de bu davranışı sık sergiler oldum, sanırım yaş kemale erdi. Yataktan kalkmanın zor olduğu bir iş sabahıydı, keşke akşam olsaydı diyerek doğruldum yataktan. Hafta içi uykunun değerli olduğunu hissetmek, hafta sonları ise sabah yedide uyanmak olmalı yaşın ilerlemesi. Üstüne üstlük soğuk bir sabah ve devlet büyükleri sayesinde bir de karanlık. Hızlıca giyinirken kahve suyu kaynatıyorum. İnsanın yaşı ilerledikçe yeni alışkanlıkları oluyor, her sabah işe giderken ve akşam işten dönerken kahve içmek de benim yenilerden. Yaklaşık beş dakika kadar yürüyorum servise bindiğim yere, kahvemi yudumlayarak. Tam bu sırada o teyzeyi gördüm. Kahve mi sıcaktı yoksa teyze miydi içimi ısıtan.


Cemile Teyze pencereden, kocasını işe uğurluyordu. Aslında Allah' a emanet ediyordu o çok sevdiğini. Kolay mı elli yıl olmuştu aynı yastığa baş koyalı. Atkı örmüştü ona üşümesin diye, artık az gören gözleriyle. Mustafa Amca tartıcılık yapardı, okul önlerinde emekli maaşına üç beş katkısı olsun isterdi. Akşamları aynı şekilde dönüşünü gözlerdi, bir gün ya gelmezse korkusuyla. Çok istemişlerdi zamanında, ama olmamıştı bir yavruları, kısmet değilmiş derlerdi, birbirlerine sıkıca sarılırken. Çocuk özlemiyle tüm mahallenin çocuklarını gözler, korur onları. İkindi vakti elleriyle hazırlar salçalı ekmekleri her birine. Haylazlar, akşam karanlığına kadar top peşinde koşarlar. Kız çocukları, daha küçükten kurarlar sıcak yuvalarını oyunlarda. Çocuk bunlar; oyunla atarlar enerjilerini, unuturlar açlıklarını. Salçalı ekmek doyurur onları, ta ki dondurmacının arabasından gelen sesi duyana kadar. Annelerini hatırlarlar para istemeye koşarken. Akşam olur döner babalar işten bir bir. Annelerin sesi duyulur mahallelerde, baban geldi artık eve derler minik yavrularını çağırırken. Biter Cemile Teyze' nin gündüz mesaisi. Pencerenin önünden geçen her bir baba, selam verir Cemile Teyzeye, hal hatır sorar, Mustafa Amcanın sağlığını merak eder. Hamdolsun der Cemile Teyze, belli etmez içindeki çocuk özlemini de , fukaralığın soğukluğunu da. Mutludur mahallesinde, komşuları hiç unutmazlar onu, her akşam koyarlar birer kap pişirdiklerinden. 

Kimse kimsenin sorgulamaz dini inancını da , dilini de ırkını da. Yoktur sen, ben. Hep bir arada yaşarlar dünü de, bugünü de. Yarının hayalleri de kesişir birbirlerinin dünyasında. Bayramlarda rum kökenli Eleni Teyze çikolata dağıtır çocuklara, yanında içinde harçlık olan mendil ile. Kore gazisinin evine gidilir el öpmeye, mahallenin büyüğüdür. Ermeni Nana Teyze, yaprak sarmıştır torunlarına ve misafirlerine. Giritli fırıncı teyze sıcacık ekmekler çıkarmıştır bayram sabahı. Kavurma kokusu gelir Baran Abilerin evinden. Ne güzeldir bu mahallelerde büyümek. Tıpkı çocukluğumun kahve çekirdeğine benzer kokusu gibi.

Ne güzeldik biz, sizi bizi olmayan insanlardık. Burnumda tütüyor çocukluğumun geçtiği ülke. Bizim yetiştirme yurdunda büyüyen yakın oyun arkadaşlarımız vardı, en samimi arkadaşımız kürttü, biz bilmezdik mezheptir, din farkıdır, aleviliktir. Kimimiz sarışın, kimimiz esmerdik sadece. Kültür farklılıkları zenginliğimizdi. Biz nasıl geldik bu ayrımların acımasız dünyasına. Biz ne zaman birlikte eğlenmekten keyif almaktan, birlikte kederlenmekten dertlerimize  vazgeçtik. Üşüyorum bu sabah...


İzleyiciler

Boomerang

Bumerang - Yazarkafe